YAZARA MAİL GÖNDER CHP Atatürk'e dil uzatıyor!

YAZARLAR

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Sayın Gürsel Tekin, Atatürk ve İnönü'ye laf dokundurmuş. Kendisini şiddetle protesto ediyorum.
Hele hele, "sarayda oturan zat-ı muhterem maşallah her şeyle uğraşıyor" şeklindeki cümlesini hiç beğenmedim. Yakışık almadı.
Tekin, otuzlu yıllarda, Atatürk'ün çevresindeki "mutad zevatın" (başta Kılıç Ali olmak üzere) Çankaya Köşkü'nden "saray" şeklinde sözettiğini bilmiyor olamaz. Politikaya atılmadan önceki asıl mesleği garsonluk olduğuna göre, bütün o dönemin "hatıratını" elbette sular seller gibi okumuştur.
Başka bir yazıda kendisini "saray şoforu Çorumlu Dadal" ile de tanıştırırız inşallah, o yıllarda köşkü halkın nasıl algıladığını da görür.
Ayrıca, Atatürk'ün İstanbul'a geldikçe kaldığı Dolmabahçe Sarayı'na laf dokundurmak da ayıptır.
Seçime girecek milletvekili listelerini tek başına yapan, hükümet üyelerini kendisi saptayan, valileri ve büyükelçileri de kendisi belirleyen Atatürk'e dil uzatıyor...
Hani utanmasa, Atatürk'ün hükümeti ara sıra "sofrada" topladığını bile iddia edecek!
Sayın Tekin, başbakanlıktan meclise asla danışmadan adam kovan (İnönü), başbakanlığa adam getiren (Bayar) Atatürk'ün "her işe karıştığını" mı söylemek istiyor?
"Türkiye'de herşey olur, başkanlık sistemi olmaz" dediğine göre...
Ayrıca, tıpkı Ebedi Şef gibi bütün dış politikayı kendisi yürüten Milli Şef de demek ki Türkiye'de asla olmayacak bir iş peşindeymiş! Hay Allah.

***

Çipras'ın koalisyonu seçimin hemen ertesi günü bağlayıp ikinci gün de hükümeti oluşturması, yeminlerin çabucak edilip göreve başlanması bizim postalcı çevrelerde takdirle karşılandı.
2002 seçimlerini hatırlatıp, Abdullah Gül'ün seçimi kazanmasıyla hükümeti kurması arasında tam 25 gün geçtiğini söylüyorlar.
Şu anda yürürlükte bulunan sisteme göre YSK'nın resmi sonuçları açıklaması bekleniyor, cumhurbaşkanı en çok oyu almış partinin başkanını "kabul" ediyor ("bir süre" görüşüyorlar, hep öyle yaparlar), görevi alan kişi günler süren pazarlıklara girişiyor, birkaç kez cumhurbaşkanına gidip geliyor, bakanlar kurulu oluşuyor, hadi yeniden onay, hükümet programı mecliste okunuyor, lehte aleyhte konuşmalar, güvenoylaması falan filan...
Başkanlık sisteminde iş böyle uzamaz. Başkanın kimi ne bakanı yapacağı seçimden önce zaten bellidir. Hemen atanırlar, hemen kolları sıvarlar. Mecliste tartışma da, güvenoyu da sözkonusu değildir çünkü hükümet meclise karşı değil başkana karşı sorumludur.
Hayrola, yoksa başkanlık sistemini postalcılarımız da mı istiyorlar, "hızlı ve pratik" olduğu için?
Ama bu konuyu önce kendi aralarında, yani CHP Genel Sekreteri'yle halletmeleri gerekecek! Her şey olur bu olmaz dediğine göre...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.