YAZARA MAİL GÖNDER Suyunu siz çıkardınız

YAZARLAR

Bir gazeteci arkadaşımız soruyor: "Sanki bir sıralama yapılsa, en önemli bayramımız 29 Ekim'dir, ikinci sırada 30 Ağustos gelir, 23 Nisan ve 19 Mayıs ise en arka sırada... Böyle bir sıralama yok ama 'hepimizdeki algı' bu yönde... Oysa 23 Nisan'da açılan meclistir, kurtuluş savaşını yapan ve sonunda da cumhuriyeti ilan eden... Neden en önemli bayramımız, en coşkuyla kutladığımız bayramımız 23 Nisan değil?"
Bayram değil seyran değil ama aklına gelmiş sormuş işte.
Bir kere, hiçbir bayramın coşkuyla falan kutlandığı yok.
Bu da doğaldır, aradan doksan küsur yıl geçmiş... Bu anlamlı günler zaman içinde artık bizden uzaklaşmış, kanıksanmış, "sıradanlık" kazanmış...
Git bak Fransa'ya, 14 Temmuz günü coşku duyan kalmış mı? Sokaklarda akordeonla "musette" müziği eşliğinde dans eden var mı, eski Fransız filmlerindeki gibi?
Ben hiçkimsenin "içinin kıpır kıpır" olduğunu görmedim o bayramlarımızın hiçbirinde. Coşku falan yok, belki o gün Anıtkabir'e "gitmek zorunda bırakılan" politikacı ve bürokratlarda telaş var, bir de öğrencilerde "tatil sevinci" tabii... Coşkunun olduğunu, eski alışkanlığıyla orduya yağ çekmeye çalışan basın iddia ediyor.
Bendeniz 19 Mayıs 1967 günü o faşizan spor gösterilerine de katılmış adamım ama coşkudan değil... Fizikten çakmak üzereydim, beden eğitimi hocamız Hızlı Nedim'den katılacaklara söz verdiği şekilde 10 alıp not ortalamamı yükseltmek amacıyla! (Nitekim bu çok işime yaradı, fizikten 3 aldığım halde ortalamayla sınıfı geçtim, yaşasın 19 Mayıs!)
Evet, niçin 23 Nisan en önemli bayramımız değildir?
Sakın, suyunu bizzat Kemalistler çıkardığı için olmasın?
Kim dedi size böyle önemli bir günü sulandırıp, asıl içeriğini boşaltıp "çocuk bayramı" yapın diye? Takvimde çocuk bayramı yapılabilecek gün sayısı çuvala mı girmişti?
Sakın, ilk meclisin, hani o "gazi meclisin" anlamı ve önemi gözden kaçırılmak, o meclisin anısı ve önemi azıcık bastırılmak, silinmek istendiği için olmasın?
Çünkü o mecliste "sarıklı mebuslar" falan da vardı hani, hacılar hocalar...
Çünkü o mecliste Mustafa Kemal'e karşı ciddi bir muhalefet de vardı hani...
Cumhuriyet kararı da oybirliğiyle alınmamıştı. Çünkü o meclis gökten zembille inmiş, "sıfırdan toplanmış" da değildi, İstanbul'da İngiliz işgal komutanlığının dağıttığı Osmanlı Mebusan Meclisi'nin doğrudan devamıydı...
Bu o kadar böyleydi ki, İstanbul'dan "kaçıp" Ankara'ya gelebilen mebuslar yeni meclise "doğrudan" katıldılar, tekrar seçime girmeden...
Vallahi ben sizin yerinizde olsam, muhalif gruptan arındırılmış, çatlak ses çıkaracak hiçkimsenin sokulmamış olduğu yeni bir seçimle gelen "ikinci meclisin" toplantı tarihini de bayram ilan ederdim!
Adını da "demokrasi bayramı" koyardık, CHP zihniyetine pek uygun düşerdi.
Kusura bakma, madem bayram değil seyran değil sordun, biz de söyledik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.