YAZARA MAİL GÖNDER Mugalata

YAZARLAR

Adnan Menderes asıldığı gün ilkokul dördüncü sınıftaydım. Devlet Bahçeli de ya ilkokul son sınıfta ya da ortaokul birinci sınıftaymış, tam hatırlamıyor.
Başbakan sordu ya, "Menderes asılırken CHP, MHP neredeydi" diye, nur topu gibi bir tartışmamız daha oldu.
Bahçeli, "ben çocuktum, beni bağlamaz" demeye getiriyor.
Ama CHP'yi de bağlar, MHP'yi de. O tarihte ortada henüz MHP diye bir parti olmasa bile...
Sayın Bahçeli, "o sırada Türkeş sürgündeydi" diye de eklemiş.
Evet, 17 Eylül 1961 günü Yeni Delhi'deydi müşavir olarak, maaşı işliyordu ama bu bir çeşit sürgündü tabii.
Peki ama neden sürgündeydi?
"Cuntanın belirsiz bir süre daha iktidarda kalmasını"
(belki de hiç gitmemesini!) isteyen ve "on dörtler" olarak anılan ekibin başı olduğu için...
Darbeden hemen sonra birbirlerine düşmüşlerdi, "sol görünümlü cuntacılar" ve "sağ görünümlü cuntacılar" olarak ikiye bölünmüşlerdi...
Sözde solcular, Cemal Madanoğlu önderliğinde, "gerekli vesayet düzenini kurduktan sonra iktidarı oligarşinin sivil kesimine devretme" yanlısı çıktılar. Sağcılar ona bile razı değillerdi, "önce ülkenin ihtiyaç duyduğu reformları yapmak" istiyorlardı, nelerse onlar... "Köklü yapısal sorunlar"... Hani 12 Mart cuntasının "reformların süratle tahakkuk ettirilmesini" istemesi gibi bir şey... Yeni bir anayasa da onları kesmiyordu, senato falan da...
Bu ikiye çatlama, on bir yıl sonra da kendini gösterecektir: Sözde solcu 9 Mart cuntası ve de sağcı 12 Mart cuntası. Birinden ötekine geçmenin ne kadar kolay olduğunu da Muhsin Batur'a soracaktınız.
Acaba Alparslan Türkeş yurt dışında değil de bir yıl önceki gibi cuntanın tepesinde bulunsaydı, Menderes'in asılmasına karşı mı çıkacaktı? Bir mektup yazmış Cemal Gürsel'e, karşı çıkmış, öyle derler.
Sayın Bahçeli mugalatayı bıraksın, Menderes'in asıldığı gün değil, devirildiği gün Türkeş'in nerede olduğuna baksın: Ankara Radyoevi'nde, "tok sesiyle" sabaha karşı darbe bildirisi okumaktaydı.
Kılıçdaroğlu da İnönü'nün nerede olduğunu araştırsın.
CHP, İnönü'nün deyimiyle "ihtilalin ne içindeydi ne de dışında!"
Bu ne demekti? "İstemem yan cebime koy" demekti.
Gerekli kışkırtmalar yapılmış, ortam gerilmiş, gençler ayaklanmaya itilmiş, Menderes'in zaten hassas olan sinirleri bozulup yanlışlara sevkedilmiş, ordu dürtüklenmiş, darbe gerçekleşmişti. Artık CHP iktidarı cuntadan devralabilirdi. (1961 seçimlerinde şiştiler, Babıali kaşalotlarının çok sevdikleri koalisyonlara razı oldular, dört yıl sonra da gittiler.)
İnönü de Cemal Gürsel'e mektup yazmış... Biliyoruz o mektubu. "Asmayın, sonra kahraman yaparsınız" demeye getiriyor, "niçin darbe yaptınız" diye hesap sormuyor.
Biz cuntanın ilk yayınladığı bildirileri de biliriz: "İnönü'nün sağlığı yerindedir" deniliyordu 27 Mayıs Cuma sabahı. Yani, "merak etmeyin, ihtilali paşaya karşı yapmadık, ona dokunacak değiliz..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.