YAZARA MAİL GÖNDER Biz meselenin farkındayız anam, sen üzme kendini

YAZARLAR

Uçan Türk Sabri Bey'i bilir misiniz? Hani Şafak Sezer taklidini de yapmıştı...
Kelek tavlamak için televizyon programlarına çıkarılan Sabri Bey bir süre sessiz sakin duruyor, sonra birdenbire "Allaaah" diye bağırarak önce zıplıyor, sonra da kendini yerlere atarak debelenmeye başlıyordu...
Sunucu kızcağız "bunu çıkarın buradan"dan başka söyleyecek söz bulamamıştı. (Öyleyse ne halt etmeye programa çağırıyorsun?)
Uçan Türk Sabri Bey, büyük Türk gazetecilerinin çok ciddi haber bültenlerinde unsur niyetine kullandıkları "dev adam" ile "cüce"den, hatta halkımızın dertlerini döktüğü gecekondu programlarında "kaynım bana atladı" şeklinde konuşan o hanımdan bile daha meşhur olmuştu. "The flying Turk" namıyla Amerika'da bile tanındı. Kendisiyle bir tek, Hugo yarışmasından bilgisayar kazanamayınca sunucu Tolga Ağabey'e ana avrat dümdüz giden civanmert delikanlımız başa çıkabilirdi...
Uçan Türk Sabri Bey, uçmasının sırrını "kuantumla" açıklıyordu.
Eh, musluğun altına tutulan sabunlu tıraş bıçağının "Quantum Mach 3" diye satıldığı bir memlekette, o kuantum Sabri'yi de uçururdu tabii.
Kuantum, etkileşime giren en küçük parçacık demek. Örneğin bir foton, yani bir ışık parçacığı, bir kuantum.
"Atom altı dünyada" insan aklının sınırlarını zorlayan garip hadiselerin cereyan etmesi, anlayan anlamayan herkesin kafasını kurcalamıştır.
Hiç öyle yeni bir buluş da değildir bu, kuantum teorisi taa 1900 yılında, yani yüz on beş yıl önce Max Planck tarafından ortaya atılmıştır. Einstein "Tanrı kumar oynamaz" diyerek buna karşı çıkıyordu.
Öyle ya, bulgulara göre ışık hem parçacık hem de dalga gibi davranabiliyor (oysa biri olsa öteki olamazdı), aynı anda iki yerde birden bulunabiliyor, zaman içinde geriye giden atom altı parçacıklara bile (takiyon) rastlanabiliyordu!
Keşke büyük Türk fizikçisi Erdal İnönü hayatta olsaydı da (kendisi aynı zamanda "siyaset dehası" sıfatıyla pazarlanmıştır) hangi atom altı parçacığın Sabri Bey'le nasıl bir etkileşime girip onu uçurabildiğini sorsaydık...
Fakat Zeyno Baran'a da sorabilirsiniz.
Hatırlayacaksınız, "karanlık" bir kadın olduğu söylenirdi, Amerika'da eski Hudson Enstitüsü Avrasya Politikaları Başkanı, kocası da o camianın adamı (Yasemin'in kocası nerenin nesiydi yahu?)
George Bush ile Dick Cheney'e akıl veren kadın.
O işi bırakmış, İstanbul'da "Karmik Şifa Merkezi" açmış.
Eğitimi az, kocasının parası bol ve de işi gücü yok hanımlara "kuantum farkındalık" dersleri veriyormuş. Örneğin, kişinin yaşadığı hastalığın "kuantumsal derin bilinçaltı seviyesinde" farkına varması sağlanıyormuş. Sonra o hastalık sevgiyle iyileştiriliyormuş.
Eminim kilo vermeye de yarıyordur, belki yeni koca bile buldurur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.