YAZARA MAİL GÖNDER Spor yazısı

YAZARLAR

Bana dörtlü bir grup oluşturun, kendi aralarında "lig usulü" oynasınlar: Galatasaray, Benfica, Astana, Atletico Madrid. (Kazakistan da Avrupalı'ymış meğer, bunu da son yıllarda öğrendik!)
Bu gruptan nasıl bir sıralama çıkacağını tahmin etmek için "futbol otoritesi" olmak gerekmez: Birinci Madrid, ikinci Benfica, üçüncü Cimbom, sonuncu Astana.
Fakat her Türk erkeği "doğuştan" futbol uzmanı olduğu için bendeniz de bu yazıyı yazmaya cüret ettim efendim.
Üzülmeyiniz, "Avupalı Astana'yı" yener, üçüncü olarak UEFA'ya gideriz.
Yerimiz orasıdır.
Hamza gider, Abüzittin gelir, farketmez. Yönetim istifa eder ya da etmez, para bulunur ya da bulunmaz, durum değişmez.
UEFA Kupası dedikleri, Avrupa'nın ikinci ligi, ikinci kümesidir.
"Çok iyi olmayan ama pek de fena sayılmaz" takımların harman olduğu yer... Bir çeşit "teselli mükafatı"... Niyet tutup da boş çıkanlara verilen gofret...
Galatasaray da oraya aittir, Fenerbahçe de, Beşiktaş da, Trabzonspor da.
Nitekim Kanarya ile Kartal da çok güçlü olmayan rakiplerini geçerler, UEFA'ya üç takımla devam ederiz. Yani, "mart ayına" kalırız.
Uzun süredir umudumuz da budur, hedefimiz de budur: Mart ayını görmek!
Hiç olmaz demedik canım, bir keresinde mayısın dibini bulduk da şampiyon bile olduk. (Ne yani, Eurovision şarkı yarışmasında da olmadık mı?)
Milli takım bir keresinde dünya üçüncüsü bile oldu, dünya çarçurlarını geçerek.
Acı gerçek şudur ki, Türkiye'de kötü futbol oynanıyor. Hepsinden kötüsü, "durarak" oynanıyor. Top ayağına gelmeden kimse yerinden kımıldamıyor. Futbolcularımız koşmayı ancak pabucun pahalı olduğu "yabancı maçlarda" akıl edebiliyorlar.
Türk futbolunu iyi kötü yabancı oyuncular ayakta tutuyorlar. Onlar iyi çıkınca iş yürüyor, onlar fos çıkınca da duvara çarpıyoruz. Şu gelir bu gider, durum değişmez. Ben Messi'nin, emekli olunca, şöyle 2025 yılında falan, Türk takımlarından birine gelmesini de bekliyorum.
O arada istediğiniz kadar, yeteneksiz maç anlatıcısı ağzıyla "kaaareografi" yapınız.
Sizin bir de "fikr-i takip"iniz olacaktı arslanlarım... Kaç gündür izlemeye çalışıyorum, basketbol şampiyonası ne oldu diye, necip Türk basınında tık yok. Fransa'nın Letonya'yı, İspanya'nın Yunanistan'ı elediğini Internet'ten öğrenebildim.
Biz elendik ya, "bilmemneyi bilmemne ederiz" iddiaları, televizyonda pizza satan sevimli ayıcıktan çıkar gibi "uh ah" nidaları, davullar dümbelekler bir anda tarihe karışmış! Türkiye, maçlar giderek daha bir lezzet kazansa bile, turnuvanın sonucunu hiç merak etmiyor. "Onu bunu asarız keseriz" diye bağıran bir yaşlı teyze vardı reklamda, parasını aldı gitti mi?
İyi işte, iktidarı da devirin, fetret devri dört sene daha sürsün, memleket her anlamda ortada kalsın, orta gelişmişlik düzeyinden de kurtulamayalım, hep "orta halli"...
Zarar yok canım, Avrupa Birliği'ne giremesek bile nasıl olsa Arnavut'un İskender Bey takımını yenecek gücümüz var, çapsızlara, ufuksuzlara, büyük düşünemeyenlere yetiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.