YAZARA MAİL GÖNDER Herif Müslüman değil ki...

YAZARLAR

Tam 553 kuruluş biraraya geldi, bir tam gazete sayfası boyunda ortak bildiri yayınladı. Malum lafları geçelim, doğu ve güneydoğu kan ağlıyor, PKK silahı bıraksın, tek ses tek yürek, falan filan.
Bildiride çarpıcı olan unsur şu: "Çatışma kültürüyle mücadelenin yolu İslam kardeşliğidir, kardeşliğimizi ancak Ümmet bilinciyle hareket ederek oluşturabiliriz!"
Evet, AKP'nin de politikası bu yönde olmuştur. Bu politika, Kürt seçmenin çoğunluğundan da destek görmüştü düne kadar...
Lakin...
Karşındaki adam ateist, karşındaki adam Marksist-Leninist, herif Allah peygamber tanımıyor ki, hangi ümmet bilinciyle hareket etmesini bekliyorsun a muhterem?
Kürtler'in "bir kısmı" bu kardeşlik lafına da bozuluyorlar. Bak, doksan yaşına gelmiş eski bir Türkiye İşçi Partisi yöneticisi, gençler tanımasalar bile bizim kuşağın adını pek iyi hatırlayacağı Tarık Ziya Ekinci ne demiş:
"Kürtler hiçkimsenin kardeşi olmadıkları gibi kimseyle kardeş de olmak istemezler!"
Ekinci, kardeşlik sözünü "köleleştirici" buluyormuş. Bravo keke, meğer ılgıt ılgıt insan sevgisi kokuyormuşsun da altmışlı yıllarda haberimiz olmamış...
Devam ediyor: "Teröre ve şiddete hayır, gerçek bir demokrasiye ve eşit haklı vatandaşlığa evet."
İlk adımda federasyon istiyorlar, aşağısı kurtarmıyor.
Bizi sevmiyorlar, bu açık.
Bayrağımızdan da hoşlanmıyorlar, bu da belli.
Selahattin Demirtaş, bu memlekette "Türk bayraklı yürüyüş" yapılmasından da rahatsız oluyor. ("Türkiyelileştiklerini" iddia eden ya da birtakım Fethullah uşağı puşt liberallerin öyle pazarlamaya çalıştıkları adamlar bunlar.)
Kürtçü mitinglerde, parti kongrelerinde, yürüyüşlerde Türk bayrağını ara ki bulasın.
Demirtaş, Türk bayrağını "nötralize" ederek ona "devlet bayrağı" denilmesini de istiyor. "Şimdilik" katlanmak zorunda kalacakları bir federasyonun "üst" bayrağı... Gerçek amaçları olan bağımsızlığa kadar göz yumacaklar...
Samimi olarak eşitlik isteselerdi, barış isteselerdi, "kalmak" isteselerdi, önlerinde tarihi bir fırsat vardı, kaçırdılar.
Haziran ayında bir AKP-HDP koalisyonu için çatır çatır pazarlığa oturabilirler, o hiç gereksiz ve son derece nankör "Tayyip nefretini" yüreklerinden atarak "sana başkanlık vereceğiz, peki sen bize ne vereceksin" hesabına girebilirlerdi. Yeni bir anayasa şu anda yazılmaktaydı, yılbaşına iş biterdi.
Hayır, ayaklanmayı yeniden başlattılar, hatta insan aklına ve doğaya aykırı davranarak CHP ve MHP ile işbirliği arayacak kadar sapıttılar. Şimdi mevzi kaybedince gene ağlamaya koyuldular.
Bu ülkede hiçkimse "tamam lan, bıraktım sizi, hadi gidin" diyebilme yetkisine de gücüne de sahip değildir. Buna Atatürk bile sahip değildi. Nasıl Yunan ordusu Osmanlı ordusunu yenip Selanik'i aldıysa, sen de Türk ordusunu yenebiliyorsan Diyarbakır'ı alırsın.
"Kalmak" isteyen Müslüman Kürtler'e de yazık oluyor...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.