YAZARA MAİL GÖNDER Kutsal duvar

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Bu memlekette "gazeteci-yazarlar" olduğu gibi "şarkıcı-yazarlar" da vardır. Bunlardan birisi Berlin'e gitmiş, ünlü Adlon Oteli'nde kalmıştı. Adlon, Berlin'in en fiyakalı ve en pahalı otelidir.
Çalışıyor, tıkır tıkır para kazanıyordu, istediği lüks otelde kalması en doğal hakkıydı. Ne ki, çok para harcaması "kendi sol mahallesinde" tepki yaratacağından (Allah korusun, sonra "burjuvalaştı" falan derler!), buna bir kılıf uydurmak gereğini hissetmişti. Tıpkı havuzlu villada oturduğunu da utanarak sakladığı gibi.
Ya da isterseniz, hani bir sinema eleştirmeninin, mahallesinin "ne işin var o gazetede" baskısına karşı gelemediğinden dolayı oradan ayrılmak için bahane aradığı ve bulduğu gibi canım...
(İşte böylece iki düşman daha kazanmıştım!)
Arkadaş yazdı: "Büyük Atatürk'ün ayak izlerini sürmek benim için özel bir tutku olduğundan, onun kaldığı otelde kaldım."
"Otodidakt" olduğu, yani okumayıp kendi kendini yetiştirdiği için, bilmediği bir şey vardı: Adlon, dünya savaşının korkunç bombardımanlarını yıkılmadan atlatmış fakat Almanya'nın teslim olmasını izleyen günlerde bir yangına kurban gitmişti. Yangını birtakım sarhoş Kızılordu askerlerinin mi yoksa "onların eline kalmasın" diye bizzat Almanlar'ın mı çıkardıkları tartışmalıdır.
Otelin müştemilatı bir süre daha hizmeti sürdürdü, sonra komünistler onu hepten yıkıp enkazı temizlediler. Yeri uzun yıllar, tıpkı Brandenburg Kapısı'nın yıkılmış bütün o çevresi gibi, tıpkı Potsdamerplatz gibi, tıpkı Leipzigerplatz gibi, boş arazi olarak kaldı.
Almanya'nın birleşmesinden ve Berlin'in yeniden başkent olmasından sonra aynı yere Adlon'un "bir benzerini" yaptılar. Yani, 1997'de açılan bu yeni Adlon "çakmadır"...
Arkadaş bunları bilmediği için "büyük Atatürk'ün bastığı taşlara bastım" diye boşuna heyecanlanmıştı...
Ya da heyecanlanmış adamı oynamıştı.
Bu tür Atatürk tutkunlarına bayılırım.
Fakat soru sorarım cevap vermezler.
Atatürk'ten kalan herşeyi çok seviyorlar. Örneğin, şimdiki cumhurbaşkanının Çankaya Köşkü'nü bırakmış olmasına çok bozuluyorlar.
Biz de sorduk: Madem ki adını köşk yaptığınız o bağ evi kutsaldı, niçin onu terkettiniz de az öteye daha büyüğünü ve daha fiyakalısını yaptınız?
Madem "ilk meclis binası" kutsaldı da, neden, hem de iki kere değiştirdiniz, daha büyüğüne ve daha fiyakalısına geçtiniz?
Cevap yoktur.
Bir soru daha sorayım şimdi: Atatürk'ün anayasası da kutsal olsa gerektir, niçin darbe yapıp ortadan kaldırdınız?
İsterseniz çoğaltabilirim: Atatürk tek partili bir sistem kurmuştu, niçin onun aziz hatırasını ve mirasını çiğneyip çok partili sisteme geri döndünüz?
Haa, demek ki böyle şeyler kutsal değilmiş. Atatürk'ün smokininin "Hırka-i Şerif" olmadığı gibi.
Eee? Yasasıyla sistemi değiştirilebiliyor da, evinin duvarı çatısı, kapısı penceresi değiştirilince mi olay çıkıyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.