YAZARA MAİL GÖNDER Epifani

YAZARLAR

Eski Yunanca üzerine bir laftır efendim, "tezahür" anlamına gelir. Eski Yunan tapınaklarından ayakta kalmış olanlara dikkatle bakarsanız göreceksiniz, tapınağın önünde, sütunların üstünde, alınlıkta bir pencere vardır.
Hangi putperest tanrısına adandıysa, o tanrının tapınakta iki ayrı heykeli bulunurdu: Biri içeride, büyük boyutlarda, diyelim üç metre kadar, devasa bir "asıl" heykel... Biri de, dışarıda toplanmış halka o sözünü ettiğimiz pencereden gösterilmek üzere, bir metre kadar, daha küçük bir heykel... İşte bu gösterme eylemine de "epifania" denirdi, tanrının insanlara görünmesi, tezahürü...
Daha sonra, Hıristiyanlar bu kavramı, kendi tanrılarının yani Hazret-i İsa'nın "ete kemiğe bürünmesi" yani Meryem Ana'dan doğması ve bu şekilde insanlara görünmesi anlamında kullandılar.
Ortodokslar bunu her yıl 6 Ocak'ta kutlarlar, üç "müneccim kralın" (Gaspar, Melchior ve Balthazar) lohusa Meryem'i ve kucağındaki bebek İsa'yı samanlıkta ziyaretleri...
Çağımızda "bir şeyin asıl anlamını birdenbire kavrama" anlamında da kullanılmaktadır. Hani bazı anlar olur, birdenbire herşey gözünüze çok başka bir ışık altında görünür, varoluşun anlamını çözdüğünüz hissine kapılırsınız... İnsanın hayatında bir ya da birkaç kere olur bu, fazla değil... Çok da kısa sürer, birkaç saniye... İşte bu tür "aydınlanma anlarına" büyük yazar James Joyce epifani derdi.
İki gün önce Atatürk'ün yetmiş yedinci ölüm yıldönümünü idrak ettik. (Hangi budala çıkar da "kutladık" yazar diye merakla bekledim.) Antalya ve Tekirdağ'da sirenler altı dakika erken çalmış, soruşturma açmışlar!
Törenlerde kalpaklı gaziler var, yaşları benim kadar falan. (Gerçek kurtuluş savaşı gazisinin en az 115 yaşında olması gerekiyor.)
"V for Vendetta" filmindeki Guy Fawkes maskesi gibi Atatürk maskesi takanlar var.
Bir de epifani gerçekleştirmişler.
Hani çemiş maç spikeri ağzıyla tribünlerde "koreografi gerçekleştiriliyor" ya, onun gibi. Çok güzel görüntüler bunlar. (Sakatlanan futbolcunun tedavisi yapılmıyor, gerçekleştiriliyor... Oyuncu değiştirilmiyor, hamle gerçekleştiriliyor, onun gibi... Neyse, bu parantezi burada bitir...meyelim, sonlandıralım!)
Epifani şöyle olmuş: "Derinler Saygı Dalışı Topluluğu" diye bir cemiyet varmış.
Bunlar 10 Kasım'da Marmara Denizi'nin beş metre altına dalmışlar.
Ve de "Atatürk'ün mavi gözleriyle" su yüzüne çıkmışlar.
Yani, Atatürk'ün mavi gözlerini resmeden büyük boyutlarda bir tabloyu sudan çıkarmışlar!
Ortodoksların sudan haç çıkarmaları gibi...
İzleyenler tarafından dakikalarca alkışlanmış.
Evet, eminim eski Yunanlılar da Apollon'u görünce öyle yaparlardı.
Hay Allah, acaba şu seçimleri niçin bir türlü kazanamıyoruz ağabey?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.