Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Senin sinemaların

Geçen yıl Türk seyircisi sinemaya tam 672 milyon lira ödemiş... Bu bir rekor... On yıl önce bu rakam 184 milyonda kalıyormuş...
Yani sinema "salonuna"... Televizyonda oynayan filmler, ayrıca DVD falan bu hesabın içinde değil. "Korsan" piyasasının iş hacmi nedir, onu da bilmiyoruz.
60 milyon adet bilet kesilmiş salonlarda... Bu da, bir önceki yıla nazaran 1 milyon düşüşe rağmen...
Bilet fiyatlarının on yılda ortalama 6 liradan 11 liraya çıkmasına rağmen.
Yerli ve yabancı tam 403 yeni film oynatılmış...
Bunların 134'ü yerli film.
(Elbette yılda 400-500 dandik filmin çekildiği Yeşilçam ortalamasının altında kalıyor.)
İki yıl sonra tam 100 milyon adet bilet kesilmesi öngörülüyormuş.
On yıl önce (hani Emek Sineması'nın eski şekliyle açık olduğu dönemde) bilet sayısı yalnızca 30 milyonmuş.
Türkiye, dünyada Çin ve Rusya'dan sonra "sinema endüstrisinde en hızlı büyüyen üçüncü pazar" haline gelmiş.
Hasılatta yabancı filmler yerli filmlerin üstünde ama çok çok da üstünde değil.
Hasılatın yüzde 53'ünü yabancı filmler, yüzde 47'sini yerli filmler yapıyor.
"Düğün Dernek 2" filmini izleyen sayısı 5 milyonu geçmiş... Film 58 milyon lira bırakmış. ("Ali Baba" 22 milyon lira.)
"Hızlı ve Öfkeli 7" isimli vur kırlı yabancı film 3 milyon kişide kalıyor. Buna karşılık Recep İvedik müşterisi 7 milyon kişi.
Gelelim yan sektöre... Cem Yılmaz'ın deyimiyle "frigocu" da memnun mu?
Geçen yıl sinema büfecilerinin geliri 100 milyon lira.
Sinema sektöründe aşağı yukarı toplam 100 bin kişi çalışıyor, yani ekmek yiyor.
Bunların 15 bini de "salon çalışanı" sayısı, biletçi, makinist, frigocu falan.
Gene Cem Yılmaz'ın deyimiyle yapımcı memnun, ithalatçı memnun, yönetmen memnun, oyuncu memnun, ışıkçı memnun, dekorcu memnun, işletmeci memnun, gazozcu memnun, frigocu memnun.
Demek ki memlekette sinema sektörü büyük bir atılım içinde.
"İslamcı iktidar" döneminde Türk şarapçılığının da büyük bir atılım içinde olduğu gibi (bu memlekette ithal şarabı da ancak "İslamcı" iktidar döneminde içebilir olmadı mı insanlar)
Öyleyse sen kalkmış hangi Emek Sineması'ndan dem vuruyorsun bey ağabey?
Her seansta üç kişiye oynuyordu.
Süheyla Hanım ne demişti? "Gösteri yapanların yarısı sinemaya gelseydi Emek kapanmazdı"...
Memleket seni ve Emek Sineması'nı arkasında bırakmış, almış başını gidiyor.
Atlantik Büfe'den yanında sıvı hardallı sosisli sandviç yediğimiz günler de eski Türkiye'de kaldı, Levent Büfe'den sahanda sucuklu yumurta yediğimiz günler de.
O zamanlar sinemada sansür de vardı.
Eski Türkiye'ye, çok uğraştınız ama, dönemeyeceksiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA