YAZARA MAİL GÖNDER Türk tipi referandum yapalım

YAZARLAR

Bir sürü muhalif çakalın "anayasa mutabakatla yapılmalıdır" demesine rağmen ortada bir mutabakat olmadığı ve asla olamayacağı ayan beyan bellidir.
O zaman AKP'ye bir tek yol kalıyor:
"Forcing!"
Yani, zorlama.
Ama demokratik zorlama tabii.
AKP'nin koltuk sayısı 330'u bulmuyor, dolayısıyla bir anayasayı kendisi yapsa da referanduma götüremez (14 kişi daha gerekiyor.)
Fethullahçı basın, ortalığı karıştırmak ve aklı sıra halka "gene mi, öff yeter artık" dedirtmek için (bunu çarçur tirajlarıyla başaracaklar!), iktidarın "yeterli koltuk sayısına ulaşabilmek amacıyla bir erken seçime gideceği" palavrasını ısrarla sıkmayı sürdürüyor... Bu bir balondur.
O zaman da kilidi açmak, düğümü çözmek için "başka türlü bir referandum" akla geliyor.
Bir anayasa referandumu değil, hayır.
Bir "nabız yoklama" referandumu!
Halka bir tek soru sorulmalıdır: "Başkanlık sistemi istiyor musunuz?"
Evet ya da hayır. Beyaz oy evet, renkli oy hayır.
Ya da şöyle bir soru: "Başkanlık sistemine geçilmesini mi istersiniz, parlamenter sistemin devamını mı?"
Beyaz oy başkanlık, renkli oy parlamenter.
Bu referandum için 330 oya gerek yoktur. (Sabih olmaz diyecektir, ona aldırmayın. Sabih TKP'nin kapatılmasını da istemişti, bu emekliyi ciddiye almayın.) Çünkü bu bir anayasa referandumu olmayacaktır.
Çünkü ortada halka sunulan bir anayasa "metni" olmayacaktır bir kere.
Bu bir nabız yoklama, bir "temenni araştırması" olacaktır.
Dolayısıyla, 276 oyla da kanunlaşabilir.
Meclisin bu yetkisi vardır.
Sonbaharı beklemeye de gerek yok, hemen üç ay sonra yapılabilir.
Yüksek Seçim Kurulu'na gerekli hazırlık süresi sağlanarak.
Böylece somut bir sonuç alınır.
Halk hayır derse, başkanlık sistemi tartışması uzun süre bir daha açılmamak üzere kapanır. Ortalık mayna olur. İktidarın deyimiyle "eyvallah"...
Fakat halk evet derse...
Bunun bir "yaptırım" gücü olmayacaktır tabii.
Ama müthiş bir "moral" etkisi olacaktır.
Böyle bir sonuca meclis uzun süre direnemez.
Çünkü sonuçta bu adamlar milletin "vekilidirler" ve hukukta esas olan vekilin değil "müvekkilin" beyanıdır.
İşte size "doğrudan" demokrasi, hani İsviçre gibi... Hani Medeni Kanun'unu aldığımız İsviçre var ya, orada böyle yürüyor bu işler.
Var mısınız?
Yoksa bunun da dikta olduğunu söyleyip kargaları bile güldürecek misiniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.