YAZARA MAİL GÖNDER Alışırsınız

YAZARLAR

Gençlere şaşırtıcı ve hatta inanılmaz gelebilir. "Cep telefonu yokken ne yapıyordunuz?" diye soranlara... Daha büyükler de bizlere "televizyon yokken ne yapıyordunuz" diye sorarlardı ya...
Bir zamanlar bu ülkede "döviz taşımak, üstünde bulundurmak" yasaktı. (Yabancı sigara paketi taşımak da yasaktı.)
Döviz ancak yurt dışına çıkılacağı zaman "kambiyo servisi bulunan bir banka şubesinden" alınabilir (en fazla 200 dolar), pasaporta kaydettirilirdi. O gün o şubede dolar yoksa da, veznede ne çıkarsa ona razı olmak zorundaydınız... Ben peseta alıp Fransa'ya gittiğimi hatırlarım... Üç ay içinde çıkış yapılmadığı takdirde aynı bankanın aynı şubesine iade etmek zorunluydu, etmemek suçtu.
Sonra gün geldi, döviz alımı satımı serbest bırakıldı.
Fakat "taşımak" gene suçtu, gerekli yasal düzenleme henüz yapılmamıştı.
İnsanın parayı bankaya "taşımadan" nasıl götürebileceği meçhuldü... (Ortada ne kredi kartı vardı ne Internet.)
Devrin Emniyet Genel Müdürü çıktı bir açıklama yaptı. Dedi ki: "Bankanın kapısından içeri girdiğiniz andan sonrasına karışmam... Fakat bankaya giderken yolda dövizle yakalarsam yakarım!"
Şimdi cumhurbaşkanlığı tartışması biraz da buna benzedi.
Cumhurbaşkanı, Can Dündar'ın (öbür çocuğun adı neydi yahu?) tahliye kararına "uymuyorum" dedi.
Bu bir "tavırdır", o kadar. Müeyyidesi yoktur ve zaten olabilemez. Cumhurbaşkanı vatana ihanetten başka hiçbir şeyle suçlanamaz ve yargılanamaz.
Çünkü bu karara cumhurbaşkanının fiilen uyması ya da uymaması sözkonusu değildir. Uyması gereken, Dündar'ı tutuklayan mahkemedir, o da uymuştur zaten. Cumhurbaşkanı "memnuniyetsizliğini" belirtmiştir, buna da herkes kadar hakkı vardır.
Ortada "halk tarafından seçilmiş" bir cumhurbaşkanı var. Partili mi? Partili. Üyeliği "teknik" olarak sona ermiş olsa bile. Yani taraf mı? Taraf.
Cumhurbaşkanı bir "kukla" olacaksa niçin halk tarafından doğrudan seçilmiştir? O zaman eski sistemin ne günahı vardı?
Halk, kişiliğine olduğu kadar "siyasi kimliğine" de oy vermemiş midir? (Siyasi kimliği bulanık Ekmeleddin Bey ya da ne idüğü belli Selahattin Bey acaba niçin seçilememişlerdir?)
Ahmet Necdet Sezer çok mu tarafsızdı? "İşlerine geldiği için" ona hiç kızmıyorlardı. Çankaya'da tam bir "yaşı yetmiş işi bitmiş emekli memur" gibi oturan Fahri Korutürk'e de hiç itiraz etmemişlerdi. Yoksa şimdi de "vesayet sistemine teslim olmuş ve kendini inkâr etmiş" yeni bir Demirel mi istiyorlar?
Anayasal yetkilerini kullanıyor, kızıyorlar. Fikrini söylüyor, bozuluyorlar. Fakat "yeni bir anayasayla şu yetkileri yeniden tanımlayalım ve hatta kısıtlayalım" diyorsun, yanaşmıyorlar.
Halk arasında buna "ne emmeye ne gömmeye" derler.
Konuyu havada bırakmak, bu belirsizliği akılları sıra cumhurbaşkanı üzerinde bir tehdit olarak, bir kılıç gibi sallamak, yani bulanık suda balık avlamak değil ama (çünkü avlayamıyorlar) hiç olmazsa bulanık ortama olta salmak işlerine geliyor.
Ya da geldiğini sanıp kendilerini avutuyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.