Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ENGİN ARDIÇ
ENGİN ARDIÇ

Başkası yapınca

ile İnönü arasında anlaşmazlık çıkabilir canım. Bu olağandır!
Anlaşmazlığın nedeni görünürde meselesidir. Atatürk Hatay'ı almak istemekte, İnönü de Fransa'yla papaz olmaktan korkmaktadır.
Gerçek neden, İnönü'nün, İş Bankası'ndan sonra bir de Denizbank gibi girişimlerle gelişmeye yönelen Türk kapitalizmini dizginlemek istemesidir. Palazlanan burjuvazinin bürokrat diktasından kopmak, artık kendi kanatlarıyla uçmak isteyeceğini sezmiştir! Bürokrasinin lideri olarak bu hiç işine gelmemektedir.
Atatürk ise onu kıskıvrak sarmış olan bürokrasi çemberinden bunalmıştır. O da artık "İnönü hizibinin" ülkeye destek değil köstek olduğunun farkına varmıştır. Nihayet! Tercihini ekonomiyi canlandırma yanlısı Celal Bayar'dan yana kullanacaktır.
Yani, cumhurbaşkanıyla başbakan arasında anlaşmazlık doğalmış efendim. Devlet yönetiminde "iki başlılık" edilmezmiş, eh bu da normaldir.
Bu anlaşmazlık günün birinde "özel tren vagonunda çata çat kavga"ya bile dönüşebilir. Bu da olağandır.
Hiçkimse merak etmez, 1927, 1931 ve 1935 seçimlerini Atatürk mü kazanmıştı, yoksa İnönü mü kazanmıştı? Kimse tartışmaz, İnönü'yü halk mı başbakan yapmıştı?
İnönü'ye "çekilsen iyi olur" denebilir, bu olağandır.
Bu açık seçik bir "görevden alma"dır ama olağandır. Hani daha önce de Fethi Bey'in görevden pat diye alınması gibi...
Yıl 1937'dir, memlekette başkanlık sistemi yoktur, parlamenter sistem vardır. Hatta bazı iddialara göre demokrasi bile vardır. Bu sistemde cumhurbaşkanı başbakana "çekil" diyebilmektedir, vallahi olağan sayılır.
İnönü'nün görevi bırakması için parti kongresi falan da beklenmez, dolambaçlı yollara ne gerek vardır, değil mi efendim?
Fakat ele güne karşı "çok çalışmaktan sürmenaj oldu" diye bir bahane uydurulabilir, olağandır.
Sonra günün birinde Milli Şef dönemi gelir... Memlekette başkanlık yoktur, parlamenter sistem vardır ya...
1939 ve 1943 seçimlerinde halk ila maşallah hep "tercihini" yapar...
Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu, Recep Peker, Hasan Saka, Şemsettin Günaltay falan, İnönü'nün "başbakan kisvesi altında yardımcıları" değil, maşallah hep halkın getirdiği başbakanlardır!
İnönü'ye yapılınca olağan, daha sonra İnönü kendisi başkasına yapınca olağan (Almanya yenilmeye yüz tutunca Saracoğlu'nu, daha sonra çok partili sisteme geçilmesine karşı çıkan Recep Peker'i bir çırpıda defterden silmesini hatırlayalım), Recep Tayyip Erdoğan yaparsa problem, öyle mi?
1960 başlarında Bayar aynı şeyi yapabilseydi, Menderes'i görevden alsaydı darbe olur muydu? Bu iyi mi olurdu kötü mü?
Muhalif basına da soruyorum: 1937 yılında gazete çıkarıyor olsaydınız, meseleyi bugünkü gibi köpürtmeye, kanırtmaya, çarpıtmaya yüreğiniz yeter miydi, maçanız sıkar mıydı?
Malum-u aliniz, o zaman demokrasi vardı, şimdi dikta var ya...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER