YAZARA MAİL GÖNDER Bayan Yüzde 25’in tavşan partisi

YAZARLAR

Başkan ylarından görünen ama zurnanın zırt dediği yere gelince Meral Akşener lehine adaylıktan çekilecek olan Sinan Oğan şöyle demiş: "Ülkücü ve milliyetçi hareket şaha kalkmalı." Neden?
İktidar ve ordu PKK ile yeterince savaşmıyor mu?
Yoksa Viyana'yı mı alacaksınız?
Doğu Perinçek 'dan yüz küsur ada istemiş, Devlet Bahçeli ada talebinde iskonto yapıp bunları on küsura indirmişti...
Başımızdaki dertler yetmiyormuş gibi, çok şükür en iyi ilişkilerimizi yaşadığımız dönemde bir de Yunanistan'la mı papaz olacaksınız?
Hele iktidara gelin de...
Hem de geliyormuşsunuz vallahi, Meral Hanım "yüzde 25 şimdiden garanti" diyor.
Meral Hanım partinin oyunu durduğu yerde yüzde 12'den yüzde 25'e zıplatmış bile.
Gerçi CHP o kadar oyla bile iktidar olamıyor ama Meral Hanım herhalde seçimde yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkmanın yolunu da bulur.
Fakat kongrenin hiç yapılmaması, ya da yapılsa bile kazanamayıp "tasfiye olmak" tehlikesi de var...
Buna da çare bulunmuş, B planı.
Yeni bir parti kurmak yerine, varolan küçük bir partiyi ele geçireceklermiş. Bu tür ele geçirilmek üzere ağzını açmış hazır bekleyen partilere "tavşan parti" denirmiş, bunu da şimdi öğrendik.
MHP muhaliflerinin gözlerine kestirdikleri parti Demokrat Parti'ymiş.
O eski anlı şanlı DP değil tabii, Gültekin Uysal adında birinin aynı isimle ve aynı amblemle kurduğu yeni DP...
Vallahi ben Meral Hanım'ın yerinde olsam gözümü Emrehan Halıcı'nın Elektronik Partisi'ne dikerdim, o daha umut vericidir!
Meral Akşener yeni bir Emine Ülker Tarhan olma yolunda hızla ilerliyor.
Bakalım o da politikayı ne zaman bırakıp tercihini "babaannelik" yönünde kullanacaktır?
Eski projesi buydu, hatırlarsınız. "Ya başbakan olacağım ya babaanne" demişti. Ne yani, torununu da kendisi mi doğuracak?

***
Şimdi Meral Hanım nereden çıktı yahu, ben Doğu Perinçek'i yazacaktım. Geçen gün bir yazısını okudum, Gezmiş'in 1968 yılında yayınladığı bir bildiriden alıntı yapıyor.
Deniz, "dünyada ilk antiemperyalist ve antikapitalist devrimi başlatan Mustafa Kemal'den" sözediyor...
Evet, 1917'de, yani Atatürk'ten çok daha önce Lenin'in yaptığı sayılmıyormuş...
O herhalde Petersburg'da Mariinsky Tiyatrosu'nun sahnelediği bir bale...
Atatürk de herhalde antikapitalist olduğu için, 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi kapitalist ve liberal kalkınma yolunu seçmiş, bu daha sonra 1931'de "güdümlü devlet kapitalizmi" olarak değiştirilmiş.
1925'te Türkiye Komünist Partisi'ni kapatan da rahmetli babamdı.
Kimin hangi boş hayaller, yanlış bilgiler ve çarpık tahliller uğruna genç yaşında heba olup gittiğini anlatmaya çalışıyordum, sağolsun Perinçek, bundan daha güzel bir kanıt bulamazdım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.