YAZARA MAİL GÖNDER Barış sağlarız icabında

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Kendimizi bildik bileli, bize "Balkan Paktı"nın ve "Sadabat Paktı"nın ne müthiş bir dış politika başarısı olduğu söylenir. İçeriğini kimse bilmez ama kime sorsanız papağan gibi aynı şeyi tekrarlayacaktır.
Bugün bile, MHP kökeninden gelen Aydın Doğan yazarları dönüp bunu hatırlatıyorlar, hükümete karşı çıkmak gayretiyle "Atatürkçü dış politikaya dönersek terör belasından kurtuluruz" gibi ucuzluklara tevessül etmeye çalışıyorlar.
Balkan Paktı 1953 yılında Türkiye, ve Yugoslavya arasında, Sovyetler Birliği'ne karşı kuruldu. Atatürk'le uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca Türkiye ve zaten NATO bünyesinde beraber oldukları için, "bir savaş durumunda Yugoslavya da bizimle hareket edecektir" anlamına geliyordu. O kadar.
Faşist İtalya ve Almanya'yla da uzaktan yakından ilgisi yoktur, onlar yıkılalı sekiz sene geçmişti.
Öteki, Türkiye, Irak ve İran arasında "Kürt ayaklanmalarına izin verilmeyecektir" mealinde bir anlaşmaydı. O da o kadar.
Haaa, bir de Balkan "Antantı" var tabii. Onun da tarihi 1934. İkisi hep karıştırılır.
Herhalde Atatürkçü dış politikaya örnek gösterilmek istenen bu ikincisi olsa gerek.
Türkiye, , Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanmıştır.
Bulgaristan yanaşmamıştır.
Ya da şöyle söyleyelim:
Alman ve İtalyan faşizmine karşı, Balkan faşistleriyle yaptığımız anlaşma!
Maşallah.
Bu anlaşmaya göre, adı geçen ülkeler birbirlerini bir Alman ya da İtalyan saldırısına karşı koruyacaklardı.
Yani örneğin İtalyan ordusu Yunanistan'a, Alman ordusu da Romanya'ya girerse Türk ordusu da hemen savaşa katılacaktı.
Yok yok, katılmayacaktı da, bu ülkeler "birbirlerinin varlığına saygı göstereceklerdi", ne demekse bu?
Böylece "birbirlerine karşı sınırlarını güvence altına almış oluyorlarmış", yorumculara göre.
Romanya bize ne zaman, nasıl ve nereden saldıracaksa? Denizden olsa gerek!
Birbirlerine karşı önlem alıyorlar da İtalya ve Almanya'ya karşı pek bir şey alamıyorlar... Nitekim önce İtalya, o bocalayınca devreye giren Almanya, bir hamlede önce Yugoslavya'yı, sonra Yunanistan'ı yutuverdi. (Arnavutluk'u hiç saymıyoruz.) Türkiye kılını bile kıpırdatmadı.
Bu antantın neresinde "başarı" bulunduğunu, savaşı ne suretle önlediğini hangi siyasi tarihçi, hangi hocamız bana anlatacaksa anlatsın. Belki o gün o derse girmemiş, kantinde kızlarla kakara kikiri yapmışımdır, öğrenemedim, öğrenmek istiyorum. Ve de gene küfür yemek pahasına soruyorum:
Ortada bir anlaşma da vardı, Türkiye Yunanistan'ın savunmasına katkıda bulunmak amacıyla 1941'de niçin savaşa girmemiştir?
Efendim yurtta sulh cihanda sulh işte. Ayrıca gücümüz yoktu, Alman ordusu bizi de silindir gibi ezer geçerdi.
Gücün yoksa, "Balkanlar'da barışı sağladık" diye ne efeleniyorsun?
Yunanistan'a yiyecek götüren Kurtuluş gemisini de Milli Şef'in gönderdiğini sanıyorduk, bize öyle öğretilmişti de, meğerse İstanbullu Rumlar kendi aralarında toplamışlar. Bu memlekette "yalan üzerine kurulu olmayan" iki şeye rastlasam dişimi kıracağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.