YAZARA MAİL GÖNDER Hastanede bir Godzilla

YAZARLAR

Sözüm vardı. Bayramdan başlayarak art arda 3-4 gün çıkacak köşe yazılarımda 23 günlük hastane sürecimi yazacaktım. Sözümü tutacağım ama biraz farklı şekilde. Önce dış kabuktan başlayıp yapacağım girizgâh öyküsünü. Çünkü halen bayram, halen ağzımızda rutin lezzetler dışında tatlar var.
Peki de, hastanenin dış kabuğu ne ola ki? Yanıtı basit. Sınırları dışına taşan komşu mekânlar mesela. Hepsi sağlık sahasıyla farklı dalda gülde, ama hepsi aynı zamanda hastanenin potansiyellerine göre konuşlanıp, mal mülk, alet edevat şu bu satan yerler olmuş.

Direkman

Lokantada çiçek, limon kolonyası, leblebici zulasında enjektör, tekel büfesinde parmak arası tokyo satılmasının başlıca nedeni bu mesela.
Bu dış kabuk gezilerine kısa turlar yapmak refakatçilerin ve artık "acuk toparlanmış" hastaların imkânlarıyla müsemma.
Bendeniz bu hakkı elde edebilmek için bilahare anlatacağım epey bir merhale aşıp geçtim.
Detaylara boğmadan "direkman" o dış kabuktaki mekânlardan biriyle, cümle kapısıyla karşı karşı duran Güçlü Büfe'yle tanıştırmalıyım sizi mesela.
Büfenin büfelik kısmı tamam. Dahası yanda küçük bahçesiyle mini kafeteryası da mevcut. Mütevazı mutfağında menemen, patates tava imkânı da bol ohhh. Ama aynı zamanda bir kıraathane. Kütüphane bile sayılacak özellikleri de var. Her neviden yüzlerce kitap, dergi, takım halinde günlük gazeteler, bedava internet, 5-6 büyükçe televizyon ekranı, muhteşem bir ses düzeni ve nostaljik şarkılardan, Tom Jones, Frank Sinatra'dan bizin Tanju babalara (Okan), Müzeyyen Senar'lara kadar eski tüfekler, yanına yeni popçular, şarkılara kadar ne ararsan var ve çalınıyor.

Şaşırdım kaldım
Bütün bunlar arasında beni en etkileyen, ilk kez gidip keşfettiğim halde, hem de o yarı hastayarı sağlam halimle bulduğum bu mekân vazgeçilmez yerim oldu anında.
Çünküüüü orada Godzilla'ya rastladım.
Godzilla mı?
Bu Godzilla inanılması güç bir yaşanmışlığın öznesi. 70 yaşlarında, eski bir Yeşilçam emekçisi. Ancak oyuncu, senarist, figüran falan değil. O bir "art diraktör."
Okuma yazması dahi halen yok. Ama Ayhan Işık- Belgin Doruk gibi efsanelerin devrinden bugüne kadarki süreçte her dönem Türk sinemasının setlerinde (670 film)bulunmuş bir fenomen adam. İşi mi?
İşi, ben diyeyim 150 çeşit.

Bak hele bak
Birinin karnında fünye mi patlayacak. Godzilla baştan sona hazırlayıp patlatır. Karşı dağa duman mı çökecek, peçeli efe Eşref Kolçak oradan atıyla mı geçecek; Godzilla hazırlar, yüzlerce akrep mi gerekir, Godzilla hamam böceklerini toplatıp, balmumuyla akrep kılığına sokar, Cüneyt Arkın korksun diye mahzene salar. Arabalar patlayacaksa, evler yıkılacaksa, insanlar uçuruma düşecek korkuluklar olarak dizayn edilecekse bunları ancak Godzilla becerebilir.

Jönler ve dayaklar

Meğer onun semtiymiş burası. Meğer mekânın esas sahibi kurucusu ta o dönemlerden kalma prodüktör arkadaşlarıymış. Adamın prodüktör olma yetisi de 2 adet köhne minibüsü olmasından mülhem. O devrin ne kadar yardımcı oyuncusu varsa hepsi birbiriyle kardeş gibi, akraba gibi.
Şimdi torun torba sahibi olan bu kadrolar, eskiden jönlerden dayak yemek, kötülükler çetesi kurmak için film gereği bir araya gelirken, şimdi çoğu yaş haddiyle yürürken zorlanan, nefes darlığı çeken... Geçmiş günleri tekrar tekrar yad ederek yaşamlarının sonbaharına girmiş adamlar, kadınlar...

O da nesi!

Benim kuşağın yüreğine betonla kazınmış ne kadar sinema tipi varsa bunlardan bir adım geride yürümüş olanlarının, toplanma mekânı olmuş burası. 3 oğlu olan yapımcı sonradan semtinde zaten açmış olduğu bu tarihi mekânı oğullarına bırakmış. Aralarında Cengiz olan ortanca kardeş sinemayı da sinemacıları da o kadar sevmiş ki kendini setlere atmış, yakışıklılığı ve yeteneğiyle bazen başrol bile oynamış. Milli sporcu olup dünya vücut geliştirme şampiyonalarında dereceler de almış. Mekânını da saydığım türden eski baba arkadaşlarına, sinema emekçilerine açmış. Bütün duvarlar Yeşilçam ustaları, kalfaları, set arkaları fotoğraflarıyla dolu. Gidip bunlardan hangisiyle sohbete dalsam bazen gülmekten pert, bazen de ağlamaktan helak oluyorum.
Hepsini bir belgesel yapıp ölümsüzleştirebilsem keşke. Ama şu anki durumum ancak Godzilla tarzı yegâneleri başa alarak sunmak.
Peki ne zaman? Erdal Abi'nin (Şafak) severek önerdiği format içinde... Sahne Tozu başlığı altında ilk yazımdan başlayarak kısmetse. Sevgiler, iyi bayramlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.