YAZARA MAİL GÖNDER Pazar notları

YAZARLAR

Yüzme bilmesine karşın, deniz kenarında saatlerce güneşlenip hiç yüzmeyenlere ise çok şaşırıyorum. İnsan yüzer çünkü... Belki bir tek insan yüzer. Ucuz şairaneliklerin ve kötü benzetmelerin aksine balıklar yüzmez...

***

Bir gün deniz kıyısında oturmuş laflıyoruz. Arkadaşım dalgıç. Benim de dalmamı istiyor. O teçhizatı kuşanıp denizin dibinde keşfe çıkmak hoş belki ama ben hem üşeniyorum hem de basit haliyle yüzmeyi seviyorum. Baktım, bir türlü ona derdimi anlatamıyorum, şunları söyledim: "Kendimi dalıp denizin dibinde balık gibi, yamaç paraşütü yapıp kuş gibi, atletizm parkurunda çita gibi hissetmek peşinde değilim. Ama ben insana has olanı arıyorum. Suda balık değil, insan olmak istiyorum. Yüzmek istiyorum."
***

Artık uzun uzun yüzemiyorum, tuhaf bir yorgunluk gelip yakalıyor beni ve buna çok canım sıkılıyor. Çünkü suyun insanın gövdesini (ve ruhunu da tabii) kucaklamasını; bunun doğurduğu o eşsiz hissi çok seviyorum.
***

Milan Kuındera'nın "Bilmemek" adlı romanında şöyle bir satırla karşılaşmış ve çarpılmıştım: "Kollarıma atıldı. Kucakladım. Teselli ettim. Onun hüznünde yüzdüm."
***

Yüzmenin gerçekte nasıl bir şey olduğunu en güzel anlatan metafor buydu işte: Hüzünde yüzmek... Evet! İnsan acıda boğulur, düşüncelere dalar ama... hüzünde yüzer!
***

Bizim dişe dokunur olimpik başarılara imza atmış tek yüzücümüz olan Derya Büyükuncu'yla konuşuyorduk. "İşin spor tarafını, havuzu falan bir yana bırak da söyle Derya" dedim; "denizde yüzmek nasıl bir şey?" Durdu Derya, bir an daldı, sonra gülümseyerek cevapladı: "O çok başka, o özgürlük!"
***

Neşe kişiliğimize damgasını vurabilir. Yaşadığımız sevinçler kişiliğimizde iz bırakabilir. Ama kimlik öyle midir ya?... Kimliğimiz acılarımız tarafından belirlenir.
***

Sevgililerin sıkılması artık birbirlerini sevmediği anlamına gelmez. Bu sadece seve seve ölen bir ilişkiyi gösterir.
***

Cunda'da lokantaların arkasındaki ara sokakta duvar kenarına atılmış boş bir yağ tenekesi... Ayağımla ittirip üzerindeki yazıyı okumak istiyorum. Teneke dönüyor ve üzerindeki yazı ortaya çıkıyor: "Kanola Yağı." Tenekenin üzerine çıkıp tepinmek istiyorum. Yoksa zeytinyağı diyarında adını Kanada'dan alan bir yağı kullanan kimse, onu mu hırpalamalı? İçim buruk halde Zeytindalı adlı kahveye oturup sade bir kahve söylüyorum kendime...
***

Bazen... Sırf bu yolla kendimizi sevebilmek için bir başkasını severiz.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.