Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Göstere göstere ne hale geldik!

Hayat senin sahnen, göster kendini" deniyor, tv yarışması yapılıyor. "Hayat senin sahnen, göster kendini" deniyor, beceri geliştirme kursları düzenleniyor.
Aynı sloganla dizüstü bilgisayar pazarlanıyor.
Hepsi tamam!
Televizyon yarışmasına...
Bilgi ve beceri kurslarına...
Hatta internet yoluyla sosyal paylaşım ağlarına katılan herkesin kısa süreliğine de olsa "ünlü" ve "etkili" olduğu bir dünyada bilgisayara da...
Uyuyor bu laf, uymasına da...
İşin aslında hayata uymuyor!
Hayat ne zaman güzel bir "dekor" ve "rol"den ibaret kalabilmiş ki!
Ah, nerede o sahne?
Hani "oyun" bitince ışıkları kapatıp gönül rahatlığıyla çekip gideceğimiz o sahne, nerede?

***

Ya işin "göster kendini" tarafına ne demeli!
Bir arkadaşımın henüz ergenlik çağına girmiş oğluna sormuştum... "Üzerine giydiğin kapüşonlu tişörtün önünde boydan boya kocaman harflerle mesela bir esprinin değil de bir markanın yazması hoşuna gidiyor mu?"
Hiç duraksamadan "Tabii!" demişti.
Ve felsefeden, popüler kültür eleştirilerinden, medya dilinden çok uzak bir sadelik ve içtenlikle şu sözü eklemişti: "Bu harfler çok uzaktan bile görünüp anlaşılıyor!" İşin doğrusu...
"Kendini göster! Becerini göster! Hiçbir şey gösteremiyorsan, markanı göster!" dünyasında, kendi çapında haklıydı çocuk.
***

Fakat popüler kültür bir yandan "hayat senin sahnen" deyip dururken...
Öte yandan da...
Özellikle gençlerde çok ciddi bir "özgüven" sorunu çıkıyor!
Nasıl çıkmasın?
Nihayetinde hayat dediğin, ilişki dediğin, iş dediğin Acun'un "Yetenek Sizsiniz" yarışması değil ki, şarkı söylemeyi, dans etmeyi beceremeyişin izleyicide merhamet uyandırsın ve yetenek muamelesi gör!
Hem gerçek hayatta kaç kişinin dansı, şarkısı değer buluyor! Kaçına "sahne hayatı" gülüyor!
Gençlere "kendine güven" deyip duruyoruz ama güvenecek neleri var, hiç sormuyoruz! "Göster kendini" diyoruz, ama gösterecek hangi bilgi ve birikimle donatıldı çocuk, işte onu aklımıza getirmiyoruz!
***

Popüler kültür ne derse desin...
Reklamlar, magazin dünyası, markalar, tv programları bizi neye koşullandırırsa koşullandırsın..
O kritik aşama mutlaka geliyor bir gün.
Yani biz değil de, hayat bize "gösteriyor!"
Dünyanın kaç bucak olduğunu!
Bu kadar depresyon hastasının; bu kadar psikosomatik hastalığın, endişe (anksiyete) ve panik rahatsızlığının böyle artışının altında ne var sanıyorsunuz?

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA