YAZARA MAİL GÖNDER Öğrenmekten sıkılan ama çok bildiğini sanan toplum!

YAZARLAR

İrfan diyoruz da...
Hani ondan önce ilim hevesimiz var mı?
Popüler kültürün bozuk para gibi harcadığı "bilgelik" kavramını bir yana bırakalım, henüz "bilgi"de emeklediğimiz, yalan mı?
Vecizeler, her türden resmi klişeler, harcıâlem malumat ve kişisel gelişim teraneleriyle yapmacık bir dünya kurmuşuz, kendi aramızda idare ediyoruz.
Daha doğrusu, idare ettiğimizi sanıyoruz.
En matrağı şu ki...
Herkes en doğrusunu kendisinin bildiğine inanıyor.

***
Berbat bir talim terbiyenin kurbanları olduğumuzu söyleyip duruyorum ya...
Bozulanlar oluyor. Oysa az bile söylüyorum.
Düşünebiliyor musunuz, kitap okumanın erdemi üzerine bir yığın parlak laf paralayan ama hiçbir çocuğu kitap okumanın gereğine inandıramayan bir eğitim düzenine ne diyeyim!
Çünkü bilgiden korkuldu.
Kitapların taşıdığı bilgiden de, halk kültürünün kendi içinde kuşaktan kuşağa aktardığı bilgiden de korkuldu.
Devletin ideolojik zemininin sağlamlaştırılmasından daha önemlisi yoktu.
Lafta bilimin sürekli övülmesi kimseyi yanıltmamalı!
Klişeleri ezberleyen sınıfını geçiyor, ezberi bozan ihtar alıyordu.
Sonunda her kesim için tek bir ortak düşman oluştu: Öğrenmek ve sorgulamak!

***
Biz yaşını başını almışlar için, vakit geç!
Diyelim ki, yaşı 30'un üzerinde olanlar kayıp vaka sayılabilir!
Üç beş bilgiyle hava atmayı pek sevmiş; bütün ağır öğrenme süreçlerini Batı'ya bırakmayı içine sindirmiş kuşaklar için artık yapılacak bir şey yok!
Ama gençlere yazık!
Geçen gün bir üniversite öğrencisi ile konuşuyorduk.
"Benim de kitap yazma vaktim geldi" dedi.
"Ne üstüne? Yoksa sen de mi roman yazma furyasına katılacaksın!"
Benim heyecanlı sorumu kendinden emin biçimde cevapladı: "Yok! Din ve toplum ilişkisi üzerine bir kitap olacak!"
"Güzel" dedim; "Dinler çok zengin ve zor bir konu. O halde şimdi kendine bir süre koy ve okumalarına başla!"
Yüzünü buruşturdu. "Şu ana kadar okuduklarım yeter" dedi; "Daha fazlası sıkar! Ben zaten bilgiyle değil, kendi düşüncelerimle yazacağım!"
İçindeki hevesi sevdiğimden mi bilmem, itirazları kendime sakladım. Sustum.
Benzer örneklere son zamanlarda çok rastlıyorum.
Belli ki, "düşünce" denilen meyvenin çekirdeğinin "bilgi" olduğunu ve öğrenmenin sonu olmayan harika bir süreç oluşturduğunu bilmiyor bu çocuklar!
Eh, hiç umursamadığımız bir gerçeği gençlere nasıl aktarabilirdik ki!


BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.