YAZARA MAİL GÖNDER Sıkıntı ve öfkeden patlayan çocuklar büyüyünce...

YAZARLAR

Endişeli çocuklar ilerde hayatlarına endişeli yetişkinler olarak devam ediyorlar. Çocukluğunda sürekli gergin, sıkıntılı ve agresif davranışlar gösterenlerin yetişkinlikte öfkelerini ya başkalarına ya da doğrudan kendilerine yönelttikleri ve kolayca depresyona yakalandıkları biliniyor.
Diyeceksiniz ki, bizde bu konularda henüz uzun dönemli araştırmalar tamamlanmadı. Doğru!
Ama kültürel globalizmin etkisini her yana yaydığı bir çağda kendimizi daha fazla kandırmanın da âlemi yok!
Batı'daki (Reef, Friskk, Zuid-Holland ve diğerlerinin) ciddi bilimsel araştırmaların sonuçları ortada.
Hani birkaç hafta oluyor; "bu çocuklar ve gençlerle nasıl bir gelecek?" diye sormuştum ya...
Demek istediğim o ki, aslında geleceği kıyısından köşesinden tahmin edebiliyoruz.

***

Altı yaşında bir kız çocuğuna sevdiği şeyleri sordum geçen gün. Yetişkin edasıyla cevapladı. "Bilmiyorum. Galiba sevdiğim bir şey yok!"
Kaşlarım yukarıda, öyle şaşkın halde ona bakınca da...
Pek tabii bir şey söyler gibi "her şeyden sıkılıyorum" demez mi!
Yerinde duramıyordu. Kıpır kıpırdı. Bu halini izlerken bir yandan da içime merak düştü: Büyüdüğünde bu "hareketlilik" bir işine yarayacak mıydı acaba?
Üniversiteye hazırlanan bir delikanlıyla da dertleştik geçenlerde.
Kitap okumaya beş dakika bile dayanamadığını anlatıyor. Film ve dizileri soruyorum. Biraz mahcup bir gülümsemeyle "bakıyorum ama uzun sürmüyor; reklamları tercih ederim" diyor. Sonra "bütün arkadaşlarım böyle" diye ekliyor. Biliyorum. Öyleler.
Medya "gençler" denildiğinde ya küçük siyasi grupları ya da vur patlasın çal oynasın takımını öne çıkartıyor.
Oysa çoğunluğun tablosu farklı. Çoğunluk ölesiye sıkılıyor ve ara ara öfke nöbetleri geçiriyor.
***

Bazıları bu durumu açıklamak için yeni kuşakların beyin kimyasındaki değişimden söz ediyor. Bazıları büyük aile yapısının bozulması ve çekirdek ailenin çocuk yetiştirme işini kıvıramadığından dem vuruyor.
Bana sorsanız...
Henüz birkaç yaşındaki çocukların can sıkıntısından ve öfkeden kavruluşlarına bakıp bazen metafizik bir cevaptan öteye gidemiyorum: "Neden beni bu dünyaya getirdiniz?" diye kırgın ve kızgın sanki bu ruhlar!
Hepsi bir yana mesele şu...
Çocuklarımızı çok seviyoruz, buna kuşku yok. Fakat içimizdeki sevgi, hakiki bir ilgiye yetmiyor çoğu zaman!
Başka bir "şey" var, belli. O "şey" neyse, bulup ortaya çıkarmak zorundayız. Yazık bu çocuklara ve onların geleceğine!

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.