YAZARA MAİL GÖNDER Heyecandan sükunete; slogandan düşünceye geçme vakti!

YAZARLAR

Geçen hafta gece vakti...
Telefonumun ışığı yanıyor.
Eski bir tanıdığım mesaj gönderiyor: "Sen git adaçayı, kekik, zeytin yaz; bu Gezi Parkı işlerinden anlamazsın!"
Koskoca adam belli ki acıtıcı, aşağılayıcı bir dil seçmek istemiş.
Bana mesaj atmadan az önce Gezi Parkı destekçisi havasında ortalığa saçtığı tweet'lere bakıyorum.
Gülsem mi, ağlasam mı, bilemiyorum!
Ağaçlar için mücadele verdiğine etrafını inandırmaya çalışıyor. Demokrasiden falan söz ediyor. Ve tabii ki hiç beceremiyor. Tek istediği bir kargaşa sonucunda hükümetin çekip gitmesi!
Adaçayından, kekikten söz etmeyi aşağılayanın, onların değerini bilmeyenin parktaki ağaçları önemsediğine kim inanır!
Sahi iyi ki hatırlattı! Adım çıkmış bir kere ama bu köşecikte kekikten, adaçayından, zeytinden söz etmeyeli bir yıldan fazla olmuştur. Bu eşsiz nimetlerin hatırını sormayı ihmal etmemeliyim!

***

Yine geçen hafta...
Bir arkadaşım telefonda "tam şimdi hükümetin kalkınmacı politikalarını eleştirmek doğru mu?" diye soruyor bana; "bütün dünya Türkiye'nin daha fazla kalkınacağından rahatsız olduğu için bu olaylar patlak verdi!"
"Bir ölçüde hakkın var" diyorum.
Sonra ekliyorum: "yine de her zaman, her şeyi konuşmak için tam zamanıdır!"
Benim kuşağım ve benden sonraki birkaç kuşak devlet tarafından sürekli "şimdi bunun zamanı değil!" denerek susturulmaya çalışıldı. İnce sosyal meseleleri tartışmayı bir yana bırakın, demokrasinin bile bir türlü zamanı gelmiyordu.
Bu sansürcü endişeyi aşamadıysak, neyi aşacağız!
Kalkınmaya, büyümeye mecburuz! Tamam!
Fakat bunu klasik kapitalist "kalkınmacı" modelle (ki çoğu zaman alabildiğine hoyrat ve otoriterdir) yapmaya mecbur değiliz. Başka yolları da aramalı ve geliştirmeliyiz. Çünkü geleceğin bütün çatışma kaynakları burada filizleniyor.
Tam şu çağda muhafazakarlığın bir değeri varsa, tam olarak nerededir? Kalkınmanın ezip geçeceği nice değeri muhafaza edebilmesinde değilse, nerede?

***
Tatsız şeyler yaşadık, canımız çok yandı. Kaybettiğimiz çocuklarımız var. Hayal kırıklıklarımız ve üzüntümüz büyük.
Mevziler kazıldı, saflar tutuldu. Bir çuval incir berbat oldu.
Bütün bunlara rağmen biliyoruz ki, her şerden bir hayır; her kaostan yeni bir düzen doğar.
Şimdi patırtıyı sonlandırıp güncelin baskısını zihnimizden yavaş yavaş kovma zamanıdır.
Uzun uzun düşünmeye, detaylara girmekten korkmadan hayatımız, dünya ve siyaset üzerine tahliller yapmaya ihtiyacımız var.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.