YAZARA MAİL GÖNDER Öğle vakti karınca duası

YAZARLAR

Çim önümde yemyeşil uzanıyor.
Düzgün, şık ve insanı sakinleştiren bir manzara.
Hafifçe dizlerimi kırıp eğiliyorum. O zaman görüntü değişiyor. Her biri başka havadan çalan ot öbekleri görüyorum. Karmakarışık bir halleri var. Ayak altında çiğnenmiş taze soğanları andırıyor.
Diz çöküyorum.
Vakit öğleye yaklaştığı için ot kokusu iyiden iyiye baharatlanmış, genzimi yakıyor.
Yetmiyor. Yalnız ve uçarı çocukluğumdaki gibi boylu boyunca uzanıyorum toprağa.
Yeşillik bölünüp parçalanıyor.
Bambaşka bir dünya çıkıyor ortaya.
Karıncaların dünyası.

***

En ürpertici olanı ne biliyor musunuz? O anda kendi iriliğinizden korkuyorsunuz. Tek hareketiniz bir anda ortalığı dağıtabilir; tek adımda yüzlerce karınca ve böceğin hayatını bitirebilirsiniz ve bunun hiç farkında olmazsınız!
Öyle bir güç, o kadar ayrı bir dünya!
Fakat övünülecek bir yanı var mı bu büyüklüğün ve kudretin? Hayır! Utanılacak bir yanı var.
İşte bunu belki bir saniye için ama iliklerinize kadar hissederek anlıyorsunuz.
Üstelik yere uzandığınızda ilk bakışta ürkütücü bir mahşer tablosu görüyorsunuz.
Müthiş bir kalabalık. Telaş içinde oraya buraya koşturan bir kalabalık.
Sonra gözünüz yavaş yavaş alışıyor. O zaman muazzam bir düzenin varlığını fark eder gibi oluyorsunuz. Sanki herkes size aldırmadan "işinde gücünde" gibi...
Hepsi o kadar!
Ondan sonrası sıradan bir insanın çıplak gözünün kavrayacağı şey değil.
Karıncalara bakmak, karıncalar hakkında bilgilenmek anlamına gelmiyor. Harcıâlem bir ansiklopedi maddesi bile daha çok, daha dolgun ve doğru bilgi sağlar.
Ancak karıncalara, böceklere, kurtçuklara yakından bakmak, insanın kendini yeni baştan düşünmesi açısından anlamlı!
***

O an benim için kesin olan şey şu...
Bu bakış, bu izleyiş dua etmek gibi.
İçten, sessiz, çok derin bir kopuş, yakarış, anlayış ve susuş!
"Karınca duası" denen bir şey vardır hani.
En çok kasaba ticarethanelerinde karşımıza çıkar. Bereket getirsin diye asılır duvarlara.
Kargacık burgacık yazılara da bu sıfat yakıştırılır hani.
O "dua"nın dinle bir ilgisi yoktur. Folkloriktir.
Şimdi bana sorarsanız, asıl "karınca duası" karıncalara yakından bakmaktır.
Yanlarına uzanmak...
Ellerini açıp parmaklarını yol yapmalarına izin vermek...
Küçüğün küçük, büyüğün büyük olmadığını anlamak...
Acz ve itiraf.
Sevinç ve dilek.
Dua bu!
Yakarış ve sessizce konuşma.
Apaçık bir "münacât!"
(NOT: Birkaç gün boyunca eski yazılarıma dönmek istiyorum. Zamanında bende derin izler bırakmış yazılarımı tekrar gözden geçirip sizinle paylaşmak... Bu yazım aynı adla 20.06.2007'de Vatan gazetesinde yayımlanmıştı.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.