Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU

Zor zamanlar!

Çok acı var, doğru!
Ardı arkası kesilmeyen acılar...
Öyle bir çağın eşiğindeyiz ki, bir adım ötesinde bin bir bela, sıraya girmiş sanki bir bir ortaya dökülmeyi bekliyorlar.
Cahit Zarifoğlu olsa, bir kez daha "umutsuzluğun kapımıza gelmesi için az mı bekledik?" diye incecikten sitem ederdi.
Peki nasıl atlatacağız bu imtihanı?
Gitgide hoyratlaşarak, gitgide birbirimizden uzaklaşarak mı?
Farkındasınızdır...
Hele sosyal medya âleminde dolanıyorsanız, kesin biliyorsunuzdur...
Yeni "ağrı kesici"miz şiddetli öfke duygusu!
Herkes başucunda öfke bulunduruyor.
Öyle ki, bağımlılık yapmaya başladı!
Yeni "antidepresan" ımız ise ironi, alay, ayar! Başkasının canını acıtınca kendi acımız biter, başkasını ezersek kendi ezikliğimiz görünmez olur sanıyoruz.
Oysa zekâ dediğimiz şey, düşmüş bir ruhu ayağa kaldıramaz!

***
Muhtemel sosyal-siyasal gelişmelerle ilgili şöyle bir liste yapalım.
Suriye'ye müdahale...
Şimdiye kadar yaşadıklarımızdan daha büyük bir mülteci ve insani yardım sorunu...
Sokakların yeniden hareketlenmesi...
Barış sürecinde durgunluk...
Ekonomide dalgalanmalar...
Anayasa çalışmalarında tıkanma...
Erken seçim atmosferinin iyice kızışması...
Ergenekon benzeri temellere dayalı darbeye yönelik provokasyonlar...
Uzun lafın kısası zor bir zaman bekliyor bizi.
***

Neler atlattık, yine atlatırız.
Fakat tek tek bireyler olarak şu soruyla hesaplaşmak zorunda kalacağımız açık...
Sahip olduğumuz siyasal fikir ve kanaatler böyle zamanlarda bizi koruyup kollamaya yeter mi?
Belki iş güç gailesiyle her şeyi sineye çekip yoluna devam ediyor insan.
Ama zor zamanlarda asıl kalbimize ihtiyacımız var.
Aklın afra tafralarına değil, merhamet ve şefkate...
Duaya ve rüyalara
ihtiyacımız var.
O yüzden...
Hani gazete köşe yazılarının formatına ve içeriğine pek uymuyor ama...
Demek istiyorum ki...
Tezler, tartışmalar, sloganlar.
Hepsi bir yere kadar!
Bir yerden sonra kuru kalabalık hepsi!
Yeni açmış çiçeğe, bir bardak berrak suya, iç açan bir gülümsemeye, yeni kesilmiş kavunun tatlı uykuları çağıran rayihasına, tespih çeken ihtiyar ellere, çöp konteynırının üzerindeki yavru kediye yüzümüzü dönmeliyiz.
Hayatı bütünüyle kucaklamayan onu savunabilir mi?
Bir de...
Birçok sayfasını atlayarak bitirdiğimiz ya da bir kenara koyup bıraktığımız kitaplar var. Onlara dönmenin vakti gelmiştir.
Bizden sabır ve samimi bir merak bekliyorlar.
Hiç şüpheniz olmasın, böyle zamanlarda onlar elimizden tutacak, dostumuz olacaklar!

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER