YAZARA MAİL GÖNDER Deprem profesörleri canlarını kurtarıyor!

YAZARLAR

Onca yıl bizi kafaya mı aldılar, anlamıyorum ki!
Ne yapsak, büyük depremde sağlam zemin, sağlam bina bizi kurtarmaz mı?
Vatan gazetesinin Pazar ekinde boy gösteren deprem uzmanlarından söz ediyorum.
Böyle bir uzmanlık da yok tabii! Gerçekte kimi jeofizik, kimi jeoloji profesörü, medya sayesinde gayet iyi tanıdığımız insanlar.
Hani "depremden korkma, insandan kork" veya "deprem öldürmez, kötü bina öldürür" demiyorlar mıydı?
Deprem ülkelerinde bu sayede burnu bile kanamadan kurtulan milyonlarca insanı ve kaldığı yerden devam eden sosyal yaşamı örnek göstermiyorlar mıydı?
Şimdi biri arabasını kapalı garaja koymadığını, deposunu hep dolu tuttuğunu söylüyor.
Öteki deprem sonrası yolların kapalı olacağını düşünerek motosiklet aldığını ve yakında eşinin de acil durumda Boğaz'da kullanmak için bir Zodyak bot alacağını anlatıyor.


***

Değişen ne peki?
Depreme karşı şehircilik önlemlerine odaklanmayı bırakıp ağızda düdükle yatmaktan, yatağı gardırobun yanına koymaktan, deprem çantasındaki aloevera jelden söz eden bir zihniyete dönmemiz ilginç!
Koskoca jeofizik profesörlerinin masa altına girmiş, ağzında düdükle yatak kenarına uzanmış hallerine bakınca...
Bir süredir sosyal medyada yaratılmaya çalışılan "büyük deprem geliyor" temalı korku kampanyasını hatırlıyorum.
Gezi'ye destek vermiş ve AK Parti iktidarına karşı deprem ihtimalinden bile çare üretmeye hazır "pek beyaz" çevreler dışında tutmayan bu kampanya girişimiyle "deprem uzmanları"nın halleri bağlantılı mı, bilemiyorum.
Diyeceksiniz ki, seninki de paranoya! Umarım, abartıyorumdur.
28 Şubat'ta TSK'yı büyük deprem ihtimali nedeniyle yönetime el koymaya çağıran dünyaca ünlü jeologları olan bir ülkede bu kadarcık paranoya normal karşılanmalı.

***

Fakat asıl vurgulamak istediğim başka bir nokta...
Vatan'ın Pazar ekindeki fotoğraf çalışması gerçekten etkileyici.
Beni asıl etkileyen uzmanlarımızın "canlarını kurtarmak" için gösterdikleri çaba.
Hiç "halkı aydınlatıyoruz" falan demesinler! Orada görünen şu: Sanki İstanbul'dan umudu kesmişler, aileleriyle birlikte deprem sonrası kaostan yırtmayı hesaplıyorlar.
Hayata bağlılık normal ama hayata bu derece bağımlılık başka bir şey ve bakanda tatsız hisler uyandırıyor.
Oysa o güzel halkımız; o profesör falan olmayan, ailesini saltanat gibi görmeyen sıradan insanımız yani...
Ya deprem sonrası kaos ortamında kalıp insanlara yardım etmeyi düşünür ya da "canımı al da, o cehennemi görmeyeyim Yarabbim" diye dua eder!
Bilmem, anlatabiliyor muyum?

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.