YAZARA MAİL GÖNDER Büyük yalanların tasfiyesinden korkuyorlar!

YAZARLAR

Şimdiki zaman anafor gibidir. İnsanı içine çekti mi, daha dün yiyip içtiklerini bile unutursun!
Aynı şey toplumsal meseleler için de geçerli.
Mesela şimdi hepimiz ne kadar rahat "Kürt Sorunu"ndan söz ediyoruz. Hatta çok kritik bir aşamayı dahi geçtik, coğrafi olarak bir Kürdistan'ın varlığını devletin en tepe noktalarında dahi seslendirir olduk.
Oysa düşünmek gerek: Daha yirmi yıl öncesine kadar Kürt diye bir şey yoktu, hepsi "dağda yürüyen Türkler"di!
On yıl önce dahi "Kürt Sorunu"ndan söz etmek "bölücülerin ekmeğine yağ sürmek"ti. Barış konusu da öyleydi. Savaş yoktu ki, barış olsun!
Onlar için sorun yoktu ki, çözüm olsun!

***
Gözümüze çekilmiş bu türden ne çok perde; 2002'den sonra tasfiyesine başlanan ne çok yalan var!
Şimdi daha net anlıyoruz ki, 2013 sağlı sollu bu yalanlardan ekmek yiyen tayfanın isyan yılıymış!
Bu topluma giydirilen deli gömleğinin çıkartılmasına; halka söylenen yalanların açıkça tartışılmasına isyan ediyorlar.
Yıllar boyu nasıl sürdüyse yalanlar öyle gitsin, demokrasi bir yalandan ibaret olsun istiyorlar.
Halkın inançlarına en küçük bir saygı duymayanlar; adının neden Hüseyin, neden Ahmet olduğunu bile bilmeyen adamlar "halkçı" sayılmayı sürdürsün diye...
En sevdiği şey dedikodu ve iletişim kurma yolu şantaj olan birtakım çevreler pek insancıl, pek milli ve pek muhafazakâr sanılmayı sürdürsün diye...
Bankalar ve montajcılar küpünü doldururken imalat sanayisinin büyümesi asla yüzde 20'yi aşmasın; Batı'nın üzerimizdeki ekonomik prangaları sürsün diye...
İttifak halinde iktidara başkaldırıyorlar. Tunceli hep Tunceli kalsın, Patriotları hep Hollanda'dan getirtelim, Marmaray'ı kapatalım, anayasayı değiştirmeyelim, Kuzey Irak'ı kurda kuşa yem yapalım diye... Her yolu deniyor, her karanlık odaktan yardım istiyorlar.
***

AK Parti'yi daha önceden ANAP'a yaptıkları gibi parçalayıp dağıtabileceklerini gözlerine kestirebiliyorlar da, Erdoğan'ı aşamıyorlar.
Nefret, şantaj, baskı, kaos...
Hepsini devreye soktular.
Fakat Erdoğan'ı nasıl yıldıracaklarını, halkın gözünden nasıl düşüreceklerini bilemiyorlar.
İmkânsızın peşindeler!
Bir de bu kez takkelerin düşüp kellerinin görülme ihtimalinin büyümüş olmasından korkuyorlar.
O zaman karşılarında başka bir ittifak bulacaklar. Sağlı sollu bir "bağımsızlık" ittifakı!
İşte o zaman onlar için felaket olacak!
Hiç heyecana kapılmamalı! Böyle zamanlarda en iyisi sükûnet ve feraset içinde büyük resme bakmaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.