YAZARA MAİL GÖNDER Bizim küçük Hanslar!

YAZARLAR

Geçen temmuz... Bir işadamı tanıdığımla laflıyorduk; Gezi olaylarından, Türkiye'den, ekonomiden...
Gezi'de dalgalanan örgüt bayraklarından, ortalığı yakıp yıkan gençlerden bayağı gözü korkmuştu. Yine de olayların durulmasını istemiyordu. Tatil havasına girilmesini istemiyordu.
Bir ara durup bana bir yabancıya bakar gibi bakmış; sonra sesini alçaltıp "her şeye razıyım!" demişti; "servetimin yarısını kaybetmeye razıyım, hepsini hesap ettim, yeter ki bu adam gitsin!"
Gözlerinde büyük bir korku ve nefret ateşiyle bana değil, kendine anlatıyor, kendini aldatıyor gibiydi.
Her yaptığına karışan bir babadan, güzelim yemeklerin tuzunu kaçıran bir aşçıdan, o kendisini tatlı tatlı aldatırken çıkıp yüzüne gerçeği vuruveren kaba bir akrabadan, durup dururken karşısına çıkıp korkutmayı seven bir heyuladan bahsediyordu.
Anlattığı şey Erdoğan mıydı gerçekten?
Eskiden sık sık Ak Parti hükümetlerinden ve başörtülü "First Lady"den yakınan adam gitmiş, hepsinin yerini kolay kolay yatışmayacak bir Erdoğan fobisi almıştı.

***
Geçen gün Süheyb Öğüt "Kemalistlerin dindarlara öfkesi sosyolojik değil, psikanalitik nitelik taşıyor" demişti ya sabah.com. tr'deki röportajında.
Bana sorarsanız Beyaz Türkler'in Türkiye'den tiksintisi de böyle bir şey.
Cılız bir sosyoloji, derin bir ruhsal sır...
Düşünüyorum da, yukarıda anlattığım işadamı gibi ne çok insan var.
Üst sınıf, orta sınıf fark etmiyor.
Hepsi de Freud'un meşhur vakası Küçük Hans'ı andırıyor.
Hani beş yaşındaki Hans atlardan çok korkar da, Freud bu korkunun altında yatan nedeni bulmaya çalışır.
Atların, hele "büyük arabaları çeken kendileri ve ağızları büyük atların" korkutucu olmadığını kim söyleyebilir!
Fakat yine de durum gariptir. Nitekim çok geçmeden anlaşılır. Küçük çocuk babasından nefretini ve babasının yerine geçme arzusunu atlardan duyduğu korkuyla örtmeyle çalışmaktadır.
Peki bizim saçlarını yana tarayan Küçük Hans'larımızın Erdoğan fobisinin arkasında ne var?
Bence, azıcık bile sorgulasanız onları; biraz rüyalarına, biraz dillerinin altındaki baklalara baksanız...
Anlarsınız.
Onlar aslında Türkiye'den nefret ediyorlar!
"Ah, keşke başka bir ülkede dünyaya gelseydim!" duygusunun siyasete dönüştürülmüş kalkışma denemeleriyle karşı karşıyayız.
Yaşayıp göreceğimiz varmış!
Dert değil, eninde sonunda aynı topraktanız, barışırız.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.