YAZARA MAİL GÖNDER Bu yollar hoş ama boş!

YAZARLAR

Karşımdaki güler yüzlü genç adam hayatının ilkesini açıkladı: "Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil!"
İçinde inci saklayan istiridyeyi bir bakışta tanıyıp çıkarmış gibi gururluydu.
Karar vermişti. Geleceğini bu ilkeye göre kuracaktı.
Yol ne peki, diye sordum.
Nereye gidiyor?
Hayda! Bir anda yüzündeki emin ve gururlu bakış soldu. Hatta kızgınlık yerleşti yüzüne. Hani bana içten bir saygı beslemese, "size ne?" diye çıkışacaktı sanki.
Sözü çok beğenmiş, düstur edinmeye kalkışmıştı ama belli ki sorum hiç çalışmadığı yerden gelmişti.
Oysa bu sözün yalnız güzel değil, aynı zamanda doğru da olması için bu "yol"un nereye gittiğini bilmek gerekmez mi?
Genç arkadaşıma dedim ki...
Kişisel gelişim ekolü bu sözü söylerken çoğu zaman işte güçte başarıyı kasteder. Yani o yol, mevcut düzenin başarı dediği noktaya gider.
Ama insan işinde gücünde başarılı olduğunda hayatta da başarılı olur mu?
Durdu, sonra bıyık altından gülümseyip "buna şimdi değil de, ilerde cevap versem" dedi.
Omzuna şefkatle hafifçe dokundum. "Yok!" dedim; "Bu zaten kendime yönelttiğim bir soruydu."

***

Fark etmişsinizdir, eskiden olduğu gibi Cumartesi günlerini "Kişisel Gelişim" ideolojisinin eleştirisine ayırmaya başladım.
Kitapçılarda artık nerdeyse bütün rafları işgal eden; televizyonların gündüz kuşaklarında sürekli boy gösteren; "beyaz" veya "esmer" ayırmadan her sosyal kesimi etkisi altına alan bu akım hafife alınacak bir mesele değil.
Bir "Kişisel gelişim" yönteminden ötekine atlayarak yıllarını geçirmiş fakat kronik mutsuz insanlar tanıyorum...
Her Allah'ın günü "pozitif olmak" tan söz ederek yaşadığı hayal kırıklıkları sonucu hoyrat ve negatif biri olduğunu saklayamaz hale gelmiş insanlar...
Yaşam koçlarını, gittiği kurslarını ve yutar gibi okuduğu rehber kitaplarını değiştirerek yıllarını geçiren ama hayatını bir türlü değiştiremeyen insanlar!..
Bu olguyu görmezden gelebilir miyiz?
Tabii "uzmanlar" diyeceklerdir ki, onlar becerememişler!
Peki neyi?
***

"Kişisel gelişim" ideolojisinin en büyük problemi işte tam da bu noktadır.
Hedefinin "boşluğu"nu; yolunun sahici "maneviyat"tan uzaklığını saklar.
Düşünsenize...
Yola koyulmuşsun, gidiyorsun, gidiyorsun; başarıyorsun, başarıyorsun.
Güzel ama...
Hani anlam, hani farklı hayat tarzı, hani derinlik, hani hedef? Yok!
Sadece başarı duygusunun tatmini. O da ne hızlı gelip geçer!
Mevlana'yı öğrenmeye yanaşmayan Mevlanaseverlik; dervişleri gerçekten miskin sanan dervişanelik modası falan da aynı lafta derin, hakikatte sığ arzuların ürünü değil mi?
Diyorum ki, o zaman dürüst olalım.
Bunlarla kafa yormaktansa...
Uzun sürmüş ergenliğimize son verip biraz büyüyüp olgunlaşsak, o bile yeter! Daha olumlu bir aşamadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.