YAZARA MAİL GÖNDER Bizim Afrikamız...

YAZARLAR

"Her kültüre uyum sağlarım, Afrika'ya gitsem yamyam olurum!"
Hatırladınız mı?
Köln Spor Akademisi'nden mezun, zaman zaman Aziz Nesin'in haklı çıktığını (yani halkın yarısından fazlasının aptal olduğunu) ifade eden, kendini "dünya vatandaşı" saydığını söyleyen, pek "ilerici" ve hiperaktivitesiyle meşhur futbol adamımız iki yıl önce etmişti bu lafı.
Durun, hemen manidar bir gülümsemenin arkasına saklanıp onu küçümsemeyin!
Kuşaklar boyu, biz pek okumuş, pek kültürlü "beyazlar"dan kaçımız Afrika'ya böyle bakmadık!
Yamyamdılar ve ötesi yoktu işte!
Bir de açlıktan karnı şiş, çevrelerinde sinekler dolaşan, sümüklü kara çocuklar vardı.
Anneler çocuklarını "bitir tabağındakini, bak Biafra'dakiler taş yiyor" diyerek azarlardı.
Sonra bitmez tükenmez National Geographic belgeselleri...
İzleyeni hipnoz altına sokan zalim aslanlar, kurbanının kanları çenesinden sızan leoparlar.
Belki bu yüzden, sömürgecilerin kestiği siyah kolların fotoğraflarını, bir gecede binlerce kişiyi katleden aşiretlerin haberlerini, haplanmış çocuk çetelerinin "siyasal" savaşlarını gördüğümüzde irkilmiyorduk.
Aslanlar, leoparlar, yılanlar ve kül karası insanlar...
Hepsi zihnimizdeki tek bir resmin içindeydi.

***

İşin açıkçası bizim eğitimlilerin zihnindeki insanlık haritasında Afrika bir tür "arıza"ydı.
Bu "arıza"yla başa çıkan(!) sömürgecilere hayranlık duyuyorduk.
Neden böyleydik?
Elbette Akıl Çağı filozofu Locke'u bilip onun "insan beyazdır" sözüne katıldığımızdan değil.
Referans noktamız Hollywood ve Babıali medyası olduğundan...
Zaten Adaların, Modaların kitlesi o kadar "iyi okullar"da(!) okuyorlardı ki, kara kıtanın yarısına yakınının Müslüman olduğundan bile haberdar değillerdi.
Sonra farklı bir şey oldu...
Bu ülkenin "esmerleri" elinden tutuverdiler kara kıtanın.
Tuttular ki, düştüğü yerden kalkabilsin!
Çünkü onlar "beyaz adam" olmayı hiçbir zaman içlerine sindirememişlerdi.
***

Şimdi baştan alalım bir daha bakalım...
Dünyanın "ilerici"leri iki yüzyıl boyunca Afrika'yı yiyip bitirdiler.
Doğal kaynaklarını, insanlığını, ekonomisini çöplüğe çevirdiler. Her noktasına kan ve menfaat tohumu ektiler. İlerleme dedikleri buydu.
Neyse ki, sıra "gerici"lere geldi!
Dayanışmaya, açık sözlü kardeşlik politikalarına, sömürüsüz ilişkiye, insanlığa dönüş vakti Afrika için...
Yeni Türkiye'nin ilk günlerinden beri inşa ettiği Afrika stratejisinin ve Cumhurbaşkanı'nın son Doğu Afrika ziyaretinin arkasında bir de böyle bir hikâye var.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.