YAZARA MAİL GÖNDER O kötülük benim değil, senin beyninde!

YAZARLAR

Hayatını değiştirme, bakış açını değiştirmeye çalış... Dünyayı düzeltme, sürekli kendini düzeltmeye çabala...
Kendini düşün, kendini sev, kendini kurtar, önce kendin, önce...
Hatalardan kaçınma, hatalarını kucakla...
Olmadı mı?
Baştan dene, beynini zorla, beynini ye...
Peki sonra?
Sonrası açık.
Sonrası şu.
Sızlanarak, yakınarak, aynı yerlerde dönüp durarak...
Mantığa ve paraya dayanarak fakat her gün "kalbe dair özlü sözler" ufalayarak...
Bir ömrü yiyip bitirmek ama yine de ne kendine ne de şu ahir zamanlara dair hiçbir şeye akıl erdirememek!
Günümüzün azıcık tuzu kuru kesimlerine sunduğu örtülü "dünya görüşü" böyle bir şey.
Bir tür psikolojizm.
"Ne varsa ruhunda dönüyor, her şeyin sorumlusu senin beynin" diye diye insanı dünyanın gerçeklerine karşı körleştirme üzerine kurulu bir popüler kültür kuşatması.

***

Esas anlatacağım konuya geleyim...
Onca karanlığın içinde aydınlık da var elbet. Bir "uyanma" devresindeyiz sanki.
Paris'teki katliamdan ağır travmayla çıkan Parisliler dahi "daha geçen hafta Beyrut'ta patlamada ölenlere dönüp bakmamıştık" der oldular.
Batı medyasında "Dünyanın çevre ülkelerinde yıllardır patlayan bombalara, katliamlara seyirci kaldık" diye yazanlar çoğaldı. Sadece Batı'da teröre kurban gidildiği gibi bir algı yaratılmasına karşı çıkılıyor artık.
Fakat uyduruk bilimcilerin "beyin yıkama" seansları dur durak bilmiyor.
Hemen birkaç üniversite araştırmasını devreye sokmuşlar.
Thinkprogress'de gördüm.
Meğer "Neden Paris'teki bombaya Beyrut'takinden daha çok üzülürüzün bilimi" diye bir şey varmış. Yersen tabii!
Massacusetts Teknoloji Enstitüsü'nde sosyal empati üzerine araştırmalar yapan nöropsikolog Emile Bruneau "sorun medyada değil, beynimizde" demiş.
Laboratuvar araştırması yapmışlar. Beyin "içerden" saydıklarına empati duyuyor; "dışardan" saydıklarına kayıtsız kalıyormuş.
Beyin deyince akan sular duruyor tabii.
Ee?
Yani bilim insanının dediğine göre "beynimizin böyle haylaz tarafları varmış" maalesef!
Becerebilsem okkalı bir küfür savuracağım, itiraf ediyorum.
Dahası da var.
Medya da pek sanıldığı kadar suçlu değilmiş bu işlerde. Medyayı beyni böyle çalışan okur talepleri bu yöne itiyormuş!
***

Anlayacağınız, dünyanın efendileri bütün gedikleri kapatmakta, bizi "içimize" kapatmakta pek mahirler.
Her şeyi kullanıyorlar bunun için...
Estetiği, hazları, sevgi gibi en özel değerleri ve bilimi bile.
Uyanık olmak gerekiyor.
Nerede olursa olsun; kötüye kötü; çirkine çirkin, yalana yalan demeyi bilmek ve bunda ısrar etmek gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.