Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Onca patırtı arasında...
Geldik mi Putin'in "filozofkral" lığına!..
Peki Putin'in "enginliği, derinliği, küresel- kozmik etkisi, dirayeti ve devrimciliğinden" haberiniz var mıydı?
Yahu ne oluyor, bir dakika diye yerinizde hoplayacaksınız biliyorum. Muhtemelen haberiniz yoktur, anlatayım.
Yaşar Nuri Öztürk dün Aydınlık gazetesindeki yazısında Putin'i "filozof-kral" olarak selamladı. "Tek sözle küresel ölçekte bir devrim başlattığını" iddia etti.

***

Nedir Putin'in o sözü?
Efendim, demiş ki, "Biz, İslam ve Müslüman dendiğinde Kur'an'ı anlamak zorundayız ve ben böyle anlıyorum."
Yaşar Nuri Öztürk abartarak dikkatleri üzerine çekmeyi sever ya, buradan almış yürümüş.
Tabii yazısında çok ince siyasi bir gönderme de var ki, fark edene bir tür "bonus" olarak sunuluyor: "Putin, 'filozof- kral' olduğunu sadece Suriye meselesini ele alan Cenevre görüşmelerindeki dirayetiyle değil, 'İslam meselesi'ndeki ufkuyla da göstermiştir."
Yok, o "ufuk" saçmalamasına takılmayın,
"Suriye meselesi"ne bakın!
Orada Öztürk'ün de kendini içine yerleştirdiği Esadcı cephe birdenbire netleşiveriyor.
***

Fakat değinmek istediğim esas nokta başka...
Bir duygumu açmak, bir kanaatimi entelektüel atıflara başvurmadan dile getirmek istiyorum.
Şöyle özetleyebilirim: Ünlülük bir bela!
Sürekli gündemde kalmaya müptela olmak gerçekten baştan ve yoldan çıkartıcı.
Çünkü seviliyorsunuz.
Coşkuyla size bağlananlar oluyor. Hayranlar, takipçiler, sevenler...
Güzel şey!
Nefret edenleriniz bile enerji kaynağınız olup çıkıyor. Eh, nefret ve aşk aynı çizginin iki ucu.
Ama sevilmeyi sevince; yani şöhretinize kalpten bağlanınca içinize bir korku düşüyor. Bir gün gelip gözden düşeceğiniz korkusu; kayıtsızlık tehdidi...
İşte o feci!
O korku bütün ünlüleri bitiriyor.
"Orta yol"un doğruluğu "vasatın renksizliği" gibi algılanmaya başlanıyor.
Çark sizi sürekli çarpıcı bir şey söylemek, çarpıcı bir şey yapmak ve eli sürekli büyüterek dikkatleri üzerinizde tutmak noktasına itiyor.
Sonuçta, abartma sıradanlaşıyor.
***

Ne yalan söyleyeyim; Yaşar Nuri Öztürk'ün başlarda değerli bulduğum serüveninin geldiği noktayı artık yukarıda anlattığım çerçevede değerlendiriyorum.
Tabii Öztürk biricik örnek değil.
Kabul edelim ki, ünün yan etkilerinden çekenler arasında İslami konularda Öztürk'e ateş püskürenler de var.
Bazen bakıp bakıp içimden söyleniyorum: Keşke ün bu kadar güçlü ve insan ruhunu zorlayıcı bir şey olmasaydı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER