Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Güzel bir şeyin bütün dünyaca kutlanan "gün"ü varsa, durup düşüneceksin...
Demek ki, unutmuşsun da, hatırlatıp duruyorlar.
Yani olay baştan faul!
Ya da böyle bir gün tahsis edilip de sürekli pazarlanıyorsa, kavram suiistimal ediliyor, bir numara çevriliyor demektir ki, oradan hemen kaçacaksın...
Haydi Anneler Günü'ne, Babalar Günü'ne iltimas geçelim, ayrı tutalım.
Fakat Sevgililer Günü'nden, Dünya Barış Günü'ne kadar neredeyse bütün "gün"ler için olay böyledir.
Lafı nereye getireceğim...
Dün bir baktım, sosyal medya Dünya İyilik Günü'nü kutluyor. Bir de tartışma var; 13 Kasım mı, 6 Ocak mı diye.
Oysa ne idüğü belirsiz bir sivil toplum kuruluşunun ortaya attığı "İyilik Günü"nün ne önemi var ki...
Esas önemli olan iyilik var mı, yok mu; varsa, nasıl var meselesidir.

***

Tabii şu her sosyal olayda elini kirletmekten korkan pek "medeni" ve alabildiğine "seküler" sosyal kesimlerimizin Dünya İyilik Günü mesajları da manidar.
İyilikten maraza doğuyormuş da...
Cüzdan bulup sahibine verince, sahibi "içi boş, hani benim param" demiş de...
Bugün dünya iyilik günüymüş ama insanoğlu iyiliği hak etmiyormuş, en iyisi masum hayvanlar için bugün kapı önüne bir kap su ve mama koymakmış da...
Ne anlıyorlarsa artık iyilikten onu aktarıyorlar. Üstelik kendi iyiliklerinden ve bilgilerinden hiç şüphe duymadan...
Tabii durumu çağın ağır narsisist popüler kültürüne uyarlayanlar da yok değil. "Dünya İyilik Günü'ymüş, boş ver onu bunu, kendine bir iyilik yap!" diyen tvitler dahi gördüm.
***

Bir "cevher" olarak iyilikten söz açmak için gazete köşesinin boyutları uygun düşmüyor.
O nedenle, hazır yeri gelmişken "iyilik" dediğimiz şeyin "eylem" hali hakkında iki çift laf edeyim.
Belki içine şeytan karışmayan tek hızlı eylem iyiliktir ve hep öyle olmalıdır.
Bir alim zata atfedilen hikâyeyi çok severim: Hazret tam tuvalette iken yakınlarından birini çağırıp sırtından çıkardığı hırkayı kapıdan uzatıp ihtiyacı olan birisine vermesini ister. Tabii lafı da işitir: "Azıcık sabredemediniz mi, çıkınca verirdiniz." O zaman şöyle karşılık verir: "Şimdi niyetlendim, sonra insanlık halidir, vazgeçerim diye korktum da acele ettim. Hem ihtiyacı olanın beklemesi zordur."
Neyse...
Burada keseyim.
Son notum da şu olsun: Bu türden yazılarımı günümüz kültürüne alaycı bir eleştiri olarak değerlendirenler oluyor. Hayır! Yanlış.
Hüzün yazıları bunlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER