YAZARA MAİL GÖNDER Sağlık olsun! Fazla abartmamalı!

YAZARLAR

konuşuyorlar.
Hiç durmadan.
Tekrar, tekrar.
Üstelik bir "kariyer başarısı"ndan söz eder gibiler.
Bir grup eski arkadaşım.
Çoğu "hoş" bir yere kapağı atmış emeklilerden oluşuyor.
Tesadüfler bizi karşılaştırdı. gidermek güzel.
Fakat lafın durup durup mutluluk ve sağlığa gelmesine şaşırıyorum.
Dünya ve memlekette olanlarla "acaba gelişen olaylar şu halimizi kötü etkiler mi?" sorusuna cevap ararken ilgileniyorlar, o kadar!
Tuzu kuru, "bembeyaz" ve seküler emekliliğin böyle bir türü var.
Onlara bakıyorum, bakıyorum.
Baktıkça derin mutsuzluklarını görüyorum.
Onlar herhalde bunun sadece yalnızken farkına varıyorlardır: Kafayı bu kadar sağlığa ve mutluluğa takmak korkunç bir endişe ve huzursuzluk hali değil de nedir?

***
Yalnız onlar mı, bana bazen herkes sağlıkla bozmuş gibi geliyor.
Hatta ben de...
Size de öyle gelmiyor mu?
Bir yandan uzmanlar hızla gelişen "sağlık saplantısı"na çekmeye çalışırken, popüler kültür canla başla bu obsesyonu (saplantı) kışkırtıyor.
Bir durup düşünelim...
Bedenlerimiz hakkında endişe içinde kıvranırken, ruhlarımız sağlıklı kalabilir mi?
Sıkı bir ideolojik ve endüstriyel tezgâh bu aslında!
Sağlık elbette önemlidir.
Fakat kadim sağlık algısıyla modern sağlık anlayışı arasındaki uçurum nerede açılıyor.
İnsan için sağlık çağlar boyu "verili" bir şey olarak kaldı. Müslümanca söylersek, sağlık "nimet"tir.
O yüzden sadece önemli değil, değerlidir.
Modern insan içinse sağlık "kazanılan" bir şey!
Hırsla elde edilen ve kaybedilmesinden korkulan bir başarı hali gibidir.
Hatta günümüz tıp sektörünün zihnimize enjekte etmeye çalıştığı şey şu ki, sağlık bir tür "kaza", neredeyse "dikkatle izlenmesi gereken geçici bir hal"dir.
Tam bu noktada endişe yakamıza yapışıyor zaten, bu yüzden dilimize vuruyor.
***
Hem bir şey söyleyeyim mi?
Zaten kaçışı yok! O nedenle fazla zorlamaya da gerek yok.
Gün geliyor...
Öyle sohbet olsun diye ve uyduruktan keyiflenmek için değil..
Gazete ekleri ve sabah programları kıvamında falan da değil...
Basbayağı sağlıktan konuşmak zorunda kalıyorsun.
Kendi sağlığından...
Hekimle, hemşireyle, ziyaretçilerle falan...
Her gün, her saat, her an konuşuyorsun.
Neyse...
Allah hepimize sağlık, afiyet versin!
Yine yer yetmedi; modern dünyanın sağlık saplantısı üzerine konuşacak çok şey var.
Gelecek cumartesiye artık.

***

NOT DEFTERİ

Umursamayı bırakmaya en yaklaştığımız durumda, artık "biz" olmayız. Psikiyatri hastanelerinde ağır katatonik durumlardakilere bakarak neyin kaybedildiğini anlayabiliriz.
JONATHAN LEAR (Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.