Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir onkoloji kliniği...
Orta yaşlı hanım tansiyonuna bakan hemşireye "çaresinden vaz geçtim, kim bilir ne zaman hastalığın sebebini bulacaklar?" diyor.
Hiç şüphem yok...
Karşısındaki bir sağlık görevlisi değil de, sabah kahvesine gelmiş komşusu olsaydı, duraksamadan "stresten şekerim, stresten!" diye cevaplardı.
Fakat hemşire üzerine düşeni yaptığını düşünerek hafifçe yüzünü buruşturup sesini kısarak "genetik aslında ama kimse açıkça söylemeye yanaşmıyor" diyor.
Bu konuşmayı işitince geçenlerde bir kafede tanık olduğum sahneyi hatırlıyorum.
Genç kız karşısında hergele bir gülümsemeyle oturan delikanlıya birden sesini yükselterek "Gördün işte, hiçbir şeyimiz uyuşmuyor... neden peşimi bırakmıyorsun?" diye sormuştu da delikanlı cevabını yapıştırmıştı: "seni sevmek genetiğimde var!"

***
Genden, genetikten söz etmek "bak bu iş böyle sürer gider" mesajı vermenin, toplumsallığın (çevrenin) inkârının, hatta bir tür "bilimsel görünümlü kader" inşa etmenin yollarından biri oldu.
Sadece sıradan insanlar değil...
Evrimsel biyolojinin ve günümüz ateizminin pek ünlü ismi Richard Dawkins de genlerden söz ederken yukarıda anlattığım delikanlıyla aynı zihinsel kurguyu harekete geçiriyor.
Genetik deyince akan sular duruyor.
Biyoloji sosyolojiyi dövüyor.
Ama esas mesele şu ki...
Bu tavır büyük insanlık geleneklerinin ve elbette vahyin de açıkça ifade ettiği toplumsal değişim iradesini hiç çaktırmadan görüş alanının dışına atıyor.
***
Hepsini bir yana bırakıp siyasete bakalım mı?
Mesela 2017 baharında Fransa'nın Cumhurbaşkanı olacağı tahmin edilen Ulusal Cephe'nin lideri, aşırı sağcı Marine Le Pen'in konuşmalarına göz atsak karşılaşacağımız şey şu: "Bizim değerlerimiz" diyor Marine Le Pen; "DNA'mızın ayrılmaz parçasıdır."
Avrupa ve Avrupa demokrasisini kastediyor.
Üstelik mecaz falan da yapmıyor. Basbayağı önce Fransa'nın, sonra genel olarak Batı'nın genetik üstünlüğüne inanıyor.
Niye bunu anlatıyorum?..
Bizi nasıl bir heyulanın beklemekte olduğunu anlayalım diye...
Çünkü "küreselci liberal çete" sandık yoluyla geri çekilmeye zorlanıyor diye havaya girdik. Onların yerine gelecek olanların özellikle Müslümanlar için bir kâbusa dönüşebileceğini bilmemiz gerekiyor.
Yine yerim bitti.
Artık başka bir yazıda...
Gen diye diye bize yutturulan "Rockefeller Rockefeller olmaya; beyazlar egemen olmaya doğuştan yazgılıdır" ideolojisini konuşmaya devam ederiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER