Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önce Ege sahillerindeydim, ardından ’e uçup Cote d’Azur sahillerini dolaştım. Şehirlerin kalabalıklarından çıkıp başka şeyler görmeye odaklandığınızda önünüze muhteşem fotoğraflar çıkıyor.güneş- kum üçgeninden çıkmak isteyenler için ideal bir rotam var

1. Gün
- Monte Carlo
Tatil planları yaparken "'i merkez olarak seçelim. Oradan da değişik yerlere gideriz" dedim... Ama aklıma Avrupa Futbol Şampiyonası ve Nice'de oynanacak maçlar gelmedi. Yani kalabalığı hesaba katmadım. Ama Nice yine de doğru bir tercihti... İlk gün uçağımızdan indik, konaklayacağımız yere yerleştik ve kendimizi sokaklara bıraktık. Bu kez tam bir turist gibi yaşayacağım Cote d'Azur sahillerini... Araba kiralamak istedik ama park yeri çoğu yerde sorun olduğu için ondan da vazgeçtik. İlk rotamız Monaco ya da popüler konumuyla Monte Carlo... Üç ay önce gittiğimde Monaco boş sayılırdı. Şimdi canlılığına kavuşmuş. Cafe de Paris her zamanki gibi tıklım tıklım dolu. İnsanlar büyük casinonun önünde yine fotoğraf çektiriyor ve tabii birbirinden lüks arabalar... Bunlar Monte Carlo ritüelleri... Sahildeki otellerde kalıyorsanız in ve güneşin tadını çıkarabilirsiniz, geceleri kulüplerde coşabilirsiniz. Lüks markalar casinonun karşısındaki meydanda yan yana... 4-5 marka da meydandan limana inen yolun kenarında. Cafe de Paris'nin yan sokağından girebileceğiniz Metropole ise değişik mağazaları ve daha uygun fiyatlarıyla karşınızda. Ve eski şehir... Önce Monaco Katedrali'ne girin, dünyanın en güzel kadınlarından biri olan Grace Kelly ile eşi Prens Rainer'in mezarları burada... Oradan çıktıktan sonra Jardin Exotique ve Deniz Müzesi'nde biraz zaman geçirin. Ve sonra eski şehrin dar sokaklarında yer alan restoran ve cafelerden birine oturarak geleni geçeni izleyin... (Ben seyahatlerin en çok bu kısmını severim.) Eski şehrin dönüşünde limana kadar yürüyebilirsiniz. Ki bu seçenek size Monaco'yu, limanı, birbirinden lüks yatları görme fırsatı da verecektir...

2. Gün
Eze
Eze köyü... Eze'nin kapısından içeri girdiğiniz anda çiçeklerle çevrili bir ev karşılar sizi... Önünde kimbilir kaç kez fotoğraf çektirmişliğim var. Ama dayanamayıp yine aynı taşın üzerine oturup aynı fotoğrafı çektiriyorum... Önce köyün en güzel butik oteli, Chateau de la Chevre d'or'un terasında bir mola verip engin maviliğe karşı kahvelerimizi yudumluyoruz. Sonra yine dar sokaklardan yürüyüp Botanik Bahçesi'ne tırmanıyoruz. Giriş 6 Euro... Kuş bakışı manzara muhteşem. Arkanızda dağlar, önünüzde küyük koylar ve masmavi bir deniz. Deniz kızı heykelleri gözlerini sonsuz maviliklere çevirmiş. Bin bir kokunun ve çiçeğin arasında zaman geçirip, dönüş yolunda küçük galerilere uğruyoruz. Eze, Ortaçağ'dan kalma bir köy. Günde ortalama 7 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Köyden çıkıp aşağı doğru yürümeye başladığınızda iki butik var. Buradan küçük alışverişler yapabilirsiniz. Bugünkü gezimiz burada sona eriyor ve yeniden Nice'e dönüyoruz.

3. Gün
Grasse
Bugün planımız şehirde kalkmak ve eski şehri dolaşmak. Çünkü antika pazarı var. Her pazartesi kurulan pazarda çok güzel zaman geçiriyorsunuz ama fiyatlar pek de makul değil. Başka şehirlerdeki antika pazarlarında daha uygun fiyatları bildiğimden alışveriş yapmadan buradan ayrılıyoruz. Sonra Grasse'a doğru yolculuğumuz başlıyor. Dört ay önce Nice'e uçup oradan Grasse'a gidecektim. Ama uçağımı kaçırdığım için gidemedim. Kısmet bugüneymiş. Meryem Uzerli ile Murat Yıldırım'ın oynadığı Gecenin Kraliçesi dizisinin ilk bölümü bu küçük kasabada başlamıştı hatırlarsanız. Grasse turistik olmasına rağmen son derece sessiz, sakin bir yer. Küçük sarı tramvaya binerek yarım saatte bütün şehri dolaşabiliyorsunuz. Parfümün başkenti olarak anılıyor burası. Bu nedenle Fragonard Müzesi'ne girin, alışveriş de yapabilirsiniz.

4. Gün
Nice
Bugünü şehirde geçirmeye karar veriyoruz. Nice'in çiçek pazarına gidecek, sokaklarda amaçsızca dolaşacağız. Şehir, Avrupa Şampiyonası nedeniyle kalabalık. Avrupa'nın dört bir yanından gelen insanlar renkli görüntüler oluşturuyor. Promenades des Anglais boyunca sıralanan pek çok evin balkonunda değişik ülkelerin bayrakları asılı. 5 kilometrelik yolun hemen altında plajlar yer alıyor. İnsanlar evlerinden çıkıp yürüyerek denize gidiyor. Çakıl taşlarının üzerinde havlularını serip güneşleniyorlar. Burada özel plajlar dışında konfor aramamak gerekiyor. Eski şehir çok turistik ama o evler, balkonlar insanı baştan çıkarıyor. Bol bol fotoğraf çekiyorum. Gün boyu süren şehir turunun ardından-ki her gün ortalama 12 kilometre yürüyoruz- ertesi günkü Antibes ve Cannes turumuzu planlıyoruz.

5. Gün
Antibes, Cannes
Rotamız Antibes... Yine küçük köylerden geçip ulaşıyoruz Antibes'e... Pazar kurulmuş. Önce tezgahlarını lavanta kokularının sardığı pazarı dolaşıyoruz. Sonra sırada Picasso Müzesi var. Picasso 14. yüzyılda inşa edilmiş Grimaldi Sarayı'nda bir süre yaşamış. Sarayda kaldığı sürece yaptığı resimler bugün bu sarayda sergileniyor. Muhteşem bir manzarası var. Picasso'nun eserleriyle birlikte, onun çalışırken çekilmiş fotoğraflarını da görebiliyorsunuz. Kafelerde oturuyor, küçük dükkanlara girip çıkıyor, çiçeklere bürünmüş evlerin yer aldığı daracık sokaklarda zamanı unutuyoruz yine. Ama bir durağımız daha var, o da Cannes... Cannes her zamanki gibi... Canlı... Tam bir sahil şehri. Ama hava müthiş rüzgarlı, arada yağmur yağıyor. Yine de insanlar deniz kenarında ve güneşleniyor. Cannes'ın sahil şeridinde dünyanın en ünlü markaları yer alıyor. Ara sokaklarda yer alan küçük butikler ise daha renkli ve eğlenceli.

6. Gün
St. Paul de Vence
St Paul de Vence'a ilk kez gidiyorum. bu nedenle bu seyahatin en heyecanlı bölümü benim için. Giderken yine birbirinden güzel köylerden, yeşilliklerden geçiyoruz. Bir saatte gezebileceğiniz bir yer burası. Ama galerilere girmek isterseniz tüm gününüzü ayırmanız gerekebilir. Girişteki küçük meydanda yer alan çeşmenin önünde bir kadın oturmuş; tuvalini ve boyalarını koymuş, resim yapıyor. Eh, böyle de yaşamak var diyorum kendi kendime. Picasso'nun, Matisse'in dolaştığı, yaşadığı, yemek yemek için gittikleri restorana paraları olmadığı için resimlerini verdikleri bu sokaklar başka nasıl olabilir ki... Yine çevreye yukarıdan bakan son derece hoş bir mekanda yemeğimizi yiyor, kahvelerimizi içiyoruz. Aklım orada kalıyor ama yine dönüş zamanı geliyor.

7. Gün
Cannes
Bugün rotam bir kez daha Cannes. Digitürk ekibi ile buluşup Türkiye-İspanya maçını izleyeceğim. Otelime yerleşip yine kendimi Cannes'ın ara sokaklarına vuruyorum. Girdiğim mağazalarda İstanbul'dan pek çok tanıdıkla karşılaşıyorum. Akşam Nice'e, maça umutla gidiyor ama üzgün ayrılıyoruz. Ertesi gün bir kez daha Monaco ve Eze... Ve oradan da havaalanı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER