YAZARA MAİL GÖNDER Öcalan'ın televizyonu ve Özkök'ün uzmanlığı...

YAZARLAR

Kriz noktasına gelmiş bir sorunun özünü bırakıp etrafında dolaşmak, akıl sağlığı açısından yararlı olabilir.
Ama bunu alışkanlık haline getirirseniz, sorunlar çözümsüzlüğe terk edilir ve kalıcı olurlar.
Bir örnek barış beklentileri ile izlenen "İmralı süreci"nin, bir anda "Abdullah Öcalan'a televizyon verilmesi"ne kilitlenmesi olamaz mı?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamasına göre 12 Ocak 2013 günü Öcalan'ın İmralı'daki odasına 42 ekran LCD televizyon konulmuş...
Öcalan bu televizyon alıcısından TRT 1, TRT 6, CNN Türk, Kanal 7, Samanyolu, Show TV, Kanal D, ATV, Star, Ülke TV, Kanal 24 ve NTV yayınlarını izleyebiliyormuş.
Derken üç gün önce İmralı'ya giden Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan, görüşme ertesinde "O televizyon istemediğini söyledi. Televizyonu, cezaevi müdürü çok ısrar ettiği için almış. 13 sene olduğunu, televizyona ihtiyacı olmadığını ifade etti" diye konuştu.

Tartışma biter mi?

Dün Meclis'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise, Öcalan'a televizyon verilmesi ile ilgili olarak "Hükümlü talep etmediği sürece televizyon verilmez" dedi.
MHP'nin grup toplantısında konuşan Genel Başkan Devlet Bahçeli de Öcalan'ın 42 ekran LCD televizyonuna farklı açıdan yaklaşıp, şunları söyledi:
"- Başbakan, İmralı canisine yeni yıl hediyesi ve teselli ikramiyesi olarak televizyon bile hediye etmiştir. Peşi sıra, Facebook, Twitter veya Skype üzerinden eski cinayet ortaklarıyla haberleşebilmesi için teröristbaşına demirbaştan düşmüş bir bilgisayar tahsis edilmesi ve arkasından da Başbakan'la geceleri sohbete başlaması mucize ve olmayacak."
Görüldüğü gibi bu televizyon alıcısı artık Öcalan'a ilişkin tartışmaların merkezine yerleşmiş durumdadır.

Sorular ve sorunlar

Müstakbel tartışma konularını tahmin etmiyor musunuz?
- Bu akşam Star'da Muhteşem Yüzyıl'ı izlerken, acaba İbrahim Paşa'yı mı, Hürrem'i mi haklı bulacaktır?
- RTÜK tarafından cezalandırılan programları izlerken
"Ben olsam bunların yapımcılarını infaz ederdim" diye mi düşünecektir?
- Sevişmenin de ibadet olduğu savı üzerinde acaba ne düşünmektedir?
Bu sorunların özünü bırakıp, etrafa takılmak alışkanlığını sınır dışına da taşımıyor muyuz?
Hürriyet'in Ertuğrul Özkök'ü PKK'lı kadınları kurban eden üçlü cinayetleri bir olay yeri inceleme (CSI) uzmanı olarak ele almak üzere Paris'e uçtu.
Ancak cinayetlere iki gün eğilebildi. Çünkü Paris'te eşcinsellerin evliliklerini protesto edenlerin gösterileri vardı.
Özkök de bu şekilde Paris'te neden bulunduğunu unuttu ve dünkü yazısına "Bir insan, hiç katılmadığı bir konuda, hiç katılmadığı insanların yaptığı bir mitinge katılır ve bundan zevk alır mı" diyerek başladı.

Özkök'ün uzmanlık alanı
Kendisine "Hani Paris'te cinayetleri inceleyecektin" sorusunun yöneltileceğini de bilerek şöyle bir cümle de eklemişti yazısına:
"Canım böyle marjinal bir konunun Türkiye ile ne ilgisi var, demeyin. Var... Hem de çok var."
Bu durumun sadece benim ilgimi çektiğini sanmayın. Bir ünlü genç kadın ile sevgilisi arasında bir barda şiddetin de devreye girdiği iddia edilen sosyetik tartışma üzerine Ahmet Hakan dün şöyle yazmıştı:
"Son zamanlardaki performansıyla kendisinde bir dedektiflik istidadı olduğunu cümle âleme kanıtlayan Ertuğrul Özkök, bu olaya bir el atsın: O bara gitsin. Orada küçük çapta bir olay yeri incelemesi yapsın. Ve şu olayın aslını astarını bize anlatsın."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.