YAZARA MAİL GÖNDER Sivilleşmek için darbeciliğin adliyelik olması yeter mi?

YAZARLAR

Darbelerin ve darbe girişimlerinin adliyelik olmaları acaba toplumun "Vesayetçi Demokrasi"ye bakış açısını nasıl etkiliyor?
Nasıl dünyanın her ülkesinde "Derin Devlet" diye bir olgu varsa, aynı şekilde her toplumun da bir "Derin Bilinç"i vardır.
Bu yüzden bireyler arasındaki davranış farklarına bakılmaksızın Fransızlar için "Küstah", İngilizler için "Soğuk", Ruslar için "Kaba" gibi sıfatlar kullanır başka milletler.
Almanlar için hâlâ ırkçılıkla ilişkili fıkralar üretilmiyor mu?
Mesela bir Almanyalı Yahudi esnaf komşusunun dükkânına gitmiş ve "Yarın bu ülkeyi terk ediyorum" demiş. Komşusu "Neden böyle bir karar aldın" diye sorunca "Çünkü yarın terzileri ve Yahudileri tutuklayacaklarmış" cevabını vermiş.
Alman komşu şaşırmış.
- Terzileri neden tutuklasınlar ki, diye tepki gösterince, Almanyalı Yahudi acı acı gülmüş...
- İşte bu yüzden bu ülkeyi terk edeceğim, demiş.

Acaba ırkçılar mı?

Almanya'dan Türk ailelerin kurban gittiği bir yangın haberi gelince bizler de hemen "Acaba yabancı düşmanı Alman ırkçıları mı kundakladı binayı" diyerek kuşkulanmıyor muyuz?
Toplumların derin bilinci tabii ki zamanla ve olayların akışı içinde değişir.
Ama izleri yok olmaz.
Bizdeki her askeri darbe sonunda halk (veya seçmenler) tarafından reddedilmiştir.
"27 Mayıs"ın ezdiği Demokrat Parti'nin devamı olan Adalet Partisi daha güçlü olarak doğmuştur.
"12 Mart"ın solu hedef almasının sonucu Bülent Ecevit'in iktidara gelmesi olmuştur.
"12 Eylül"ün anti-tezi sivilliği temsil eden Turgut Özal değil midir?
"28 Şubat" post-modern darbesini destekleyen partilerin baraj altında kalmaları ve AK Parti'nin iktidarı da bu sürecin devamı değil midir?

Bitmeyen süreç

Bütün bu gerçeklere rağmen nasıl olmuştur da, askerlerle sivillerin dayanışmalarına dayalı cuntalaşmalar hiç bitmemiştir?
Veya geçmiş darbelerin ve darbe girişimlerinin adliyelik olmaları, bundan sonra bu ülkede hiç darbe girişiminin olmayacağı ve kimsenin artık cuntacılığa heves etmeyeceği anlamına mı geliyor?
Toplumun bir kesiminin derin bilincindeki "Seçilmişlerden bizi nasıl olsa atanmışlar kurtarır" düşüncesi acaba tümden buharlaşmış mıdır?
Ya da siyasete giren ama iktidar olmak şansı bulamayanların "Bu halka güvenilmez" içerikli yaklaşımları çok sık tanık olduğumuz gibi "Bu iktidar ülkeyi felakete sürüklüyor" söylemlerine artık dayanmayacak mıdır?
"İmralı Süreci"ne dönük yaklaşımlardan derin bilinçteki değişimi de gözlemleyeceğiz.
Veya Beşar Esad'ın başarısına siyasi kaderlerini endeksleyenlerin varlığı, acaba değişimin yeterli olmadığının göstergesi midir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.