YAZARA MAİL GÖNDER Kıbrıs Rumlarının yaşadıkları bizim için çok mu yabancı?

YAZARLAR

Aldığınız borçları ödeyemez hale gelince iflas edersiniz. Bireyler iflas edince ne olur biliyoruz.
Malınız mülkünüz, paranız elinizden alınır.
Yaşamınız ipotek altındadır artık. Bütün bunların yanında isminizin önüne bir de "Müflis" sıfatı eklenir.
Ama bireylerin iflasları sadece kendilerinin, yakınlarının ve çalışanlarının yaşamlarını etkiler.
Bir de devletlerin iflas etmesi vardır ki bundan o ülkede yaşayan herkes etkilenir.
Devletlerin iflası genellikle kötü yönetimden gelir.
Örneğin enerji kaynaklarının fiyatları dış dünyada yükselirken, siz enerjide dışa bağımlı olduğunuz halde iç pazarda petrolün doğalgazı düşük fiyatla satmaya devam ederseniz sonunda devletin iflası gelir.

Gerekçe halkçılıktı

Ya da "Halkçılık yapıyoruz" diyerek ekonominizi dünya gerçeklerini reddeden sübvansiyonlarla sürdürürseniz...
Türkiye'de devletin iflasını geçmişte defalarca birlikte yaşadık.
Ekonominin kanser hastalığı olan ve yüksek enflasyonla durgunluğun birlikte kötü hükümlerini icra ettikleri "Stagflasyon"un ne olduğunu da gördük.
Tasarruflarımız bir gecede eridi gitti.
Bir yıl önce lokantada hesap olarak ödediğimiz parayı bir yıl sonra aynı lokantada bahşiş olarak verdiğimizde, garsonların teşekkür etmediklerini de görmedik mi?

Para dilenmek

1980'lere dayanan yıllarda bir tanıdığım yüksek yargıdan emekli olmuştu. Aldığı kıdem tazminatı ile bir apartman katı almayı planlıyordu. Ama çok zor karar veren bir kişiydi. Gezdiği, gördüğü katlardan hiçbirini beğenemedi ve işi uzattı...
Sonunda elindeki para öylesine değer kaybetmişti ki, bu parayla ancak bir buzdolabı alabildi.
Devletin iflası bireylerin yaşamına böyle de yansır. Bu arada devlet IMF gibi kurumlardan ve patron konumundaki büyük devletlerden para dilenmeye başlar.
Türkiye bunları da yaşamadı mı?
Şimdi sağlıklı ekonomisi olan ülkelerin tribününden global sahadaki iflasları izlerken, mesela Yunanistan'ın, Kıbrıs Rumlarının neler yaşadıklarına, bunları hiç yaşamamışız gibi bakmıyor muyuz?

Neden hâlâ güçlü?
Örneğin Avrupa Birliği Kıbrıs'ı kurtarmak için vereceği 10 milyar euro karşılığında Kıbrıs bankalarındaki mevduatların, 100 bin euroya kadar olanlarından yüzde 6.75, 100 bin eurodan fazla olanlarından yüzde 9.9 vergi kesilmesini şart koşuyor.
Hatırlar mısınız bilemiyorum? Bizim krizlerimizde bu kesintiler yüksek enflasyonla ve sonra da devalüasyonla yapılırdı.
Bütün siyasi polemiklerin, öfkelerin, saplantıların ve nefretlerin üzerine çıkarak
"AK Parti iktidarı 10 yılın sonunda hâlâ neden seçmen katındaki gücünü koruyor" sorusuna cevap aradığınız zaman, "Ekonominin iyi ve doğru yönetimi"nin bu durumdaki payını hesaba almanız gerekiyor.
Eğer siyaseti sadece laf ebeliği olarak görüyorsanız ve Tayyip Erdoğan'a laf yetiştirmeyi siyaset etmenin tek aracı biçiminde algılıyorsanız, yukarıda yazdıklarımız sizin için bir anlam ifade etmeyebilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.