YAZARA MAİL GÖNDER MHP marjinalleşme tehlikesini de hesaplamalıdır

YAZARLAR

Tabii ki siyasette her söylemin kendince bir müşterisi vardır.
Kuzey Koreli olduğunuzu varsayın...
Çağdaş dünyanın hiçbir nimetinden pay almak imkânınız yok. Devletin başındaki kişi ölünce onun yerine oğlunun, o ölünce de torununun geçeceği, bir kader olarak biçilmiş rejime. Açlık yaygın bir olgu toplum kesimleri için...
Tehdit ettiğiniz komşunuz Güney Kore'nin ürettiği Samsung gibi Hyundai gibi markalara sahip şirketlerin ciroları, sizin ulusal gelirinizden daha yüksek sayılarla ifade ediliyor.
Ve "Lider" olarak kendini atamış son kuşak üyesi delikanlı, şimdi de komşu Güney Kore ile "Savaş durumunda" olunduğunu ilan ediyor. Bu da yetmezmiş gibi Amerika'yı "Nükleer silah kullanabiliriz" diyerek tehdit ediyor.
Bu söylemin bile müşterisi var ki, torun diktatör Kim Jong-un'un arkasında dizilmiş yaşlı başlı Kuzey Kore generalleri hazır-ol konumunda sırıtarak poz veriyorlar.
"Ulusal onur" kavramı bir çocuk diktatörün akıl dışı tutumları ile özdeş hale gelmiş.
Eğer Kuzey Kore'de çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi olsa, Kim Jong-un gibi konuşan ve savaşı barışa ve gelişmeye yeğ tutan söylemlerin sahipleri yine bulunacaktır.

Dünya değişti

Ama bunların kaderi "Marjinal" olmaktan öteye geçemeyecektir.
Günümüz dünyasında Çin Halk Cumhuriyeti bile uluslararası camiada yer almayı, dünya rekabetine savaşla değil ekonomi alanında katılmayı seçmiştir.
Başkentinin adı "Ho Şi Minh" olan Vietnam bile ekonomik kaderini turizme bağlamış.
Bu çağda barışın değil savaşın, uzlaşmanın değil kamplaşmanın, sevgi ve anlayışın değil nefretin ve ırkçılığın sözcüsü olmayı seçen siyasetçiler, ancak despotik ve kapalı rejimlerde iktidar olabilirler.
Türkiye'de yaşayan insanların içinde bulundukları ruh haleti de bunu kanıtlamıyor mu?
Kürt realitesini PKK teröründen soyutlamayı hedef alan, bu topraklarda yaşayan kesimlerin farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul eden ve iç barışı kalıcı bir demokratik çözüme bağlamayı amaçlayan açılımlara geniş toplum kesimlerinin verdiği destek, "Halkın sesi hakkın sesi" gerçeğini bir kez daha kanıtlamıyor mu?

Onlar bile gördü
Üstelik bu gerçeği PKK'nın kurucusu bile görmüş. Yandaşlarına "Artık silahların değil siyasetin sesi duyulmalı" mesajını veriyor.
Benim anlamakta zorluk çektiğim durum MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bu ortamda partisini marjinal kılabilecek bir söylemi seçmesidir.
Bahçeli kritik noktalarda hep doğruyu seçmesini bilen bir siyasetçidir.
Bu şekilde partisinin kadrolarını geçmişteki gibi sokağa dökmek yerine siyasette tutmayı başarmıştır. Vesayetçi demokrasinin tasfiyesi sürecinde hep doğru tutumlar izlemiştir.
Ne var ki son günlerde bambaşka ve öfkeli bir Bahçeli var meydanlarda.
Dün Antalya'da yaptığı konuşmada Nevruz sonrası gelişmeleri "İhanete tam teşebbüs" olarak nitelemesi bu yeni Bahçeli'ye bir örnek değil midir?
Aslında galiba MHP'lilerin de "Zamanın Ruhu" kavramını irdelemeleri gerekiyor...

Ya marjinalleşirse

Eski MHP varlık sebebini "Anti-
Komünizm"
üzerinde kurmuştu ve bu olgu dış konjonktürde de, iç dinamiklerde de karşılığını bulmaktaydı.
Ama artık komünizm yok.
Şimdi "Anti-Barış" benzeri bir ideolojik yapılanma acaba bu boşluğu doldurabilir mi?
Ya bu tür söylemler MHP'yi bir marjinal parti haline taşırsa?
Barışa, uzlaşmaya, çözüm arayışlarına karşı olmak, ırkçı görüntüsü vermek günümüz dünyası demokrasilerinde bu söylemlerin sahiplerini marjinalliğe taşımıyor mu?
Açıkçası bu gibi durumları anlamakta zorlanıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.