YAZARA MAİL GÖNDER Çarpışmak için değil temiz hava almak için dağa çıkma zamanı

YAZARLAR

Bilişim Çağı'nın en güçlü aracı olan interneti kullanarak tüm bilgilere ulaşmak bir ölçüde mümkündür. Ancak internetteki arama motorlarından doğru cevabı alabilmek, doğru soruyu sormaya bağlıdır.
Aslında siyasette de, toplumsal yaşamın diğer alanlarında da sorunların çözümü, bu sorunların kaynaklarına doğru sorularla yaklaşmaktan geçmiyor mu?
Bir arama motoruna, mesela Google'a "Türkiye'de ne var ne yok" diye sorunuzu yazın... 950 bini aşkın madde çıkar karşınıza... Ama bunları okurken, sanal bir ormandaki Tarzan gibi daldan dala uçar ve hiçbir somut sorunun özüne giremezsiniz.
Ne yazık ki düşünce ve siyaset hayatımızda da çok somut sorunlara çözüm aranırken, herkes kendince ve siyasal eğilimine göre konuyu özünden uzaklaştırıp "Ne var ne yok" ufkuna sürüklemeyi yeğ tutuyor.
Örnek mi verelim? Gündemde PKK terörünün sona erdirilmesi çabası mı var?

Konuyu dağıtma geleneği
Öncelikle çözüm beklenen sorun, artık bu topraklarda kimsenin bölücü teröre kurban olmaması ve vatan sathında can ve mal güvenliğinin sağlanması değil midir?
Ama düşünce ve siyaset hayatımızın konuları dağıtma alışkanlığı hemen devreye giriyor... "Öcalan ne olacak", "Ya bölünürsek", "Türk milliyetçiliği bitti mi", "Akil adamlar maaş alacaklar mı", "Bu emperyalizmin bir oyunu mu", "Erdoğan Başkan mı olacak" benzeri sorularla, terörün sona erdirilmesi çabaları gündem dışına itiliyor.
Hatta bazıları "Madem PKK'lılar silahlarını susturacak, o zaman biz dağa çıkıp kendi silahlarımızı konuşturalım" söylemini bile seslendiriyor.
Tabii ki Türkiye gerek büyüklüğü, gerek tarihten bugüne aktarılan sosyo- politik mirası, gerekse krizlere komşu kılındığı coğrafi konumu ile sorunları çok olan bir ülke.
Ama bu konumdaki tek ülke değiliz ki dünyada.

Büyüklük görecelidir

Yakın geçmişte bir Türk siyasetçisi Çin Halk Cumhuriyeti'nin lideri ile konuşurken Türkiye'nin sorunlarını anlatarak dert yanıyormuş.
- Nüfusumuz çok hızlı artıyor, kentlerimiz çok kalabalık, genç nüfus hem okul hem istihdam bekliyor, demiş.
Çinli lider "Türkiye'nin nüfusu ne kadar" diye sormuş. Türk siyasetçi de "70 milyonu geçtik" diye cevap vermiş.
Bu cevabı duyan Çinli gülümsemiş.
- Böyle küçük bir ülkeyi yönetmek çok eğlenceli olmalı...
Herhalde bütün Türkler birbirlerini isimleri ile tanıyorlardır,
demiş.

Ülkemize insaf edelim
Demek istediğim şu.
Ülkemize karşı insaflı olmalıyız.
Ve sorunlara çözüm aranırken önyargılarımıza, saplantılarımıza, ideolojik tutkularımıza, siyasi konumumuza kapılarak önceliklerimizi unutmamalıyız.
Bugünün öncelikli meselesi "Terörü sona erdirmek"tir.
Bu önceliği bir kenara itip, sorunu "Ne var ne yok"un sonu ve öncelikleri olmayan ufkunun polemiklerine taşımak, açıkçası Türkiye'ye haksızlıktır.
Suriye'de bir iç savaş var... Kore yarımadasını nükleer savaş ihtimali sarmış durumda... AB ülkeleri ekonomik krizle boğuşuyor. İran uluslararası ambargonun hedefi... Arap Baharı Mısır'ı kargaşaya itti.

Dağa çıkmak meselesi
Şöyle bir dolaşın dünya ülkelerini... Türkiye'nin bir istikrar ve güvenlik adası olduğunu görebilirsiniz.
Ya Çin'de, Hindistan'da, Pakistan'da yaşasaydık...
Suriye sınır komşumuz neticede... Irak 1920 öncesinde bir eyaletimiz değil miydi?
Demokrasi içinde terörü sona erdirmek için başlatılan açılımların bizleri mutsuz etmesini anlamak çok zor açıkçası.
Herkesin bu açılımlara destek vermesi gerekmez mi?
Artık dağlara silah kullanmak için değil bol oksijenli temiz hava almak için çıkmayı düşünmenin zamanı gelmedi mi? "Dağdan inip ovada siyaset yapın" çağrısını en önce Mehmet Ağar'ın seslendirdiğini unuttunuz mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.