YAZARA MAİL GÖNDER İnanmak ile kuşku arasında savrulan kuşaklar

YAZARLAR

Yaşamın felsefesini yapan düşünürlere göre "Düşünmek" denilen yorucu ve yıpratıcı faaliyetten kaçınmanın iki yolu varmış. Eğer duyduğunuz her şeye inanırsanız ya da duyduğunuz her şeyi kuşku ile karşılarsanız, düşünmenize gerek kalmazmış.
Siyasetçilerin söylemlerinin peşine düşen ve düşünmeyi onlara bırakan kitlelerin rahatlıklarını çok iyi açıklamıyor mu yukarıdaki tahlil?
Hitler'in peşindeki Almanlar ne kadar rahattılar kim bilir?
Germen ırkından olan insanların diğer insanlardan üstün olduğuna inanmışlardı mesela.
Savaşta yenilinceye, kentleri müttefiklerin bombaları ile yıkılıncaya, toprakları Amerikalılar ve Ruslarca işgal edilinceye, Almanya ikiye bölününceye kadar, Germen ırkının en üstün ırk olduğuna inandılar.
Bu süreçte eksik olan şey "Kuşku- "ydu. Bugün bizim siyasi ortamımızda ise fazlasıyla var olan şey "Kuşku" değil mi?

Kuşkusuz dönemler

Geçmişte hiç kuşku duyulmadan kabul edilen ve Resmi İdeoloji'nin sözcüleri tarafından seslendirilen söylemler, birer birer buharlaşıyor.
Kendi tarihimizle yüzleşebilecek toplumsal ve siyasal cesarete kavuştuk artık.
Farklılıkların zenginliğimizi oluşturduğunu görebiliyoruz. Geçmişte yok edilen, yok sayılan veya görmezden gelinen unsurların farkına varıyoruz. Ve nihayet anladık ki "Tarihin belleği" bireylerin hafızaları kadar zayıf değil.
Neticede her nisan ayı geldiğinde 1915'teki "Ermeni Tehciri" 21'inci yüzyılda da Türk-Amerikan ilişkilerini titretmiyor mu?
Veya 1974'teki askeri harekâtla çözüme kavuşturduğumuzu zannettiğimiz Kıbrıs hâlâ Türkiye'nin AB üyeliğinin önündeki en önemli engel ve hâlâ bir kriz konusu değil mi?

Sloganların peşinde

Hatırlayın duyduklarını kuşkulanmadan kabul edip meydanları dolduran kitlelerin coşkusunu... "Ya Kıbrıs ya ölüm" sloganlarının "Ya taksim ya ölüm"e dönüşmesi sürecini.
Şimdi gündemde "Kürt realitesi"nin kalıcı ve demokratik bir zemine oturtulması ve bölücü terörün sona erdirilmesi çabaları var. Yakın geçmişe kadar "Kürt yoktur" söylemlerini kuşku duymadan kabullenenler, bugün barış ve çözüm arayışlarını kuşku ile karşılamaktalar.
Resmi söylemleri seslendirenler Irak'taki veya İran'daki Kürtlerin varlıklarını kabul ederlerdi. Ama bizim topraklarımızda yok sayılırlardı Kürtler.

Devekuşu siyasete

Bu devekuşu siyaseti bir sonuç verebilseydi, olay bölücü terör zeminine taşınabilir miydi?
Şimdi bazıları Öcalan ve PKK ile diyaloga girilmesi yüzünden Avrupa ülkelerinin PKK'yı meşru bir örgüt olarak kabul edeceği kuşkusunu öne sürüyor.
Topraklarında istihbarat örgütlerinin izni olmadan kuşların bile uçamadığı Almanya'daki, Fransa'daki PKK örgütlenmeleri hayal miydi acaba?
Geçmişteki gerçek- ötesi resmi söylemleri kuşku duymadan kabullenenlerin şimdi barış ve çözüm arayışlarını kuşku ile karşılamaları "Düşünmek" denilen yorucu ve yıpratıcı faaliyetten yeni bir kaçış denemesi mi acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.