YAZARA MAİL GÖNDER 1000 yıl sonrası için hazırlık yapılan bir dünyadayız...

YAZARLAR

Astronomlar 1200 ışık yılı uzakta bulunan ve dünya ile aynı koşullara sahip iki gezegen saptamışlar.
Bu iki gezegen bizim güneşimizden daha küçük, daha soğuk ve daha yaşlı olan bir güneşin çevresindeki beş gezegenle birlikte dönmekteymişler.
"Kepler" adı verilen bu güneşin çevresindeki dünyalardan biri olan "Kepler 69c" dünyadan 1.5 kat daha büyükmüş ve bu gezegende su varmış.
Yani hayat olabilirmiş.
Şimdiye kadar yapılan gözlemler sonucunda bizim güneş sistemimize benzeyen 100 tane daha güneş sisteminin bulunduğu anlaşılmış.
Bu tür buluşları izlerken, ne kadar büyük ve bilinmeyen boşlukta ne kadar küçük şeylere takılıp, yaşamı ziyan ettiğinizi düşünmez misiniz? Örneğin Kuzey Kore'nin bir nükleer bombayı patlatması ihtimalini tartışıp duruyoruz.

Sayılar sonsuz gibi...

Buna karşı bizim güneşimizin yüzeyindeki her patlamada 20 milyon nükleer bombanın patlamasına eşdeğer enerji açığa çıkıyormuş. Güneşteki her patlamada 200 milyon kilometre uzunluğundaki alev dilimleri oluşuyormuş.
Sayılar ve bunlara bağlı ihtimaller bizim dünyamızdaki ölçülere göre öylesine büyük ve hatta sonsuz ki, evrende bize tıpatıp benzeyen ve hatta aynı süreçlerden geçmiş olan canlıların (ya da insanların) bulunmamış olması adeta imkânsız. Stephen Hawking'in "İnsanlık önümüzdeki 1000 yıl içinde başka bir gezegende yaşayabilmek için mutlaka hazırlıklarını tamamlamalı" şeklindeki uyarılarını galiba ciddiye almamız gerekiyor. Gerçi önümüzdeki bir haftaya dönük öngörüleri bile yapmanın zor olduğu bir coğrafyada, önümüzdeki 1000 yılı düşünmek pek anlamlı gelmiyor.

Zaman görecelidir

Düşünün ki şu anda Türkiye'de "30 yıl" olarak belirlenen zaman süresinde bir türlü çözümünü bulamadığımız bölücü terörü sona erdirmek için girişimler yapılır ve bazıları bu girişimlere karşı çıkarken, önümüzdeki 1000 yıla dönük projelere ilgi göstermemiz ne kadar mümkün olabilir?
Ama bilelim ki "Çağdaş uygarlık" adını verdiğimiz gelişmiş dünyada bu hazırlıklar yapılmakta...
Seattle'daki merkezlerde bu hazırlıkları yapanlar arasında Türk uzmanların da bulunduğunu biliyoruz. Veya 1982 Anayasası'nın aksaklıklarını gidermek için bugüne kadar yani 30 yılda bu Anayasa'da 19 defa değişiklik yapmış olmamıza rağmen, yeni ve kusursuz bir Anayasa yapmak için uzlaşamazken, bizden 1200 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende canlıların bulunması ihtimali kimin ilgisini çekebilir ki?
Oysa zaman hızla geçiyor...
"Nasıl olsa hepimiz öleceğiz" diyerek sorunlarımızı görmezden gelip kriz stoklarımıza aktarmak yerine, zamanında bu sorunlara çözüm üretseydik şimdi Türkiye çok farklı bir yerde olurdu.
Evrenin ve zamanın sonsuz büyüklüğüne bakarak, sorunlarımızın çözümlenmeyecek kadar büyük olmadıklarını belki görebiliriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.