YAZARA MAİL GÖNDER Kendilerini muhalif zanneden statükocular

YAZARLAR

Bazılarımız "Barış süreci"ni veya Akil İnsanlar'ın katıldıkları toplantıları hedef alan eylemlerin, bu eylemlere katılanların hissettikleri "Bölünme fobisi"nden kaynaklandığını düşünüyor olabiliriz.
Ya da yıllarca "Terörist başı" veya "Bebek katili" olarak anılan Abdullah Öcalan'la devletin diyaloga girmesinden bazı kesimlerin rahatsız olmaları da bu eylemlerin itici gücü olabilir diye düşünebiliriz.
Ancak unutmayalım ki, sade Türkiye'de değil tüm dünyada "Siyaset"in ilgi alanına giren bu gibi durumlarda, olaylarla doğrudan ilişkisi olmayan ve siyaset dışı kesimlerin de kitlesel olarak yer aldıkları böyle eylemler değerlendirilirken, "Provokasyon" ve "Ajitasyon" gibi kavramlar da hesaba alınır.

"Agitprop"un görevi
Yani eğer bazı siyasi örgütlerin sözcüsü konumundaki yayın organlarında bu tür eylemleri teşvik ve tahrik eden başlıklar sürekli atılıyor ve bu örgütler etkili olabilecekleri kesimleri bu eylemlere yönlendiren çalışmalar yapıyorlarsa, olay "Halkın tepkisi"nden çok, bir propaganda faaliyetinin sonucu biçiminde değerlendirilir.
Ajitasyona ve provokasyona dönük eylemler teorik zeminde siyasi muhalefeti temsil etmezler. Bunlar statükonun sahipleri tarafından, statükoyu değiştirmeyi amaçlayan akımlara ve düşüncelere karşı kullanılan araçlardır.
Örneğin eski Sovyetler Birliği'nde toplumu rejimin arkasında tutmakla görevlendirilmiş "Agitprop" (otdel agitatsii i propagandy) diye isimlendirilen ve "Ajitasyon" ile "Propaganda"yı rejimi güçlendirmek için kullanan bir devlet organı vardı.
Bizler Barış Süreci'ni hedef alan eylemlerin güdümcülerine "Bunlar muhalif" diye bakabiliriz. Ama aslında bunların "Resmi ideoloji"nin sahibi olmaya aday ve değişimi durdurmayı amaçlayan statükocular konumunda bulunduklarını da gözden kaçırmamalıyız.

Terör rantiyeleri

Ayrıca hiç unutmayalım ki "Barış süreci"ni engellemeye dönük ajitasyon ve provokasyonlar, sadece AK Parti iktidarına karşı olan siyasi örgütlerden veya "Bölünme fobisi"ne kendilerini kaptıran kesimlerden değil, terörün rantı ile yaşamlarını sürdürenlerden de gelebilir.
Bir coğrafyada kanun ve hukuk rafa kaldırılıp, ortama savaş veya şiddet ve dehşet egemen kılındığı zaman, silah satıcıları, uyuşturucu tacirleri, haraççılar benzeri terör rantiyeleri zenginleşirler, güçlenirler, statü kazanırlar. Bunların arasında "Kamu görevlisi" statüsünü terör rantına çeviren güvenlik personeli ve sivil bürokratlar da bulunabilir.

Osmanlı'da oyun bitmez

Geçmişteki barış girişimlerinin ne tür silahlı, medyatik veya sözlü eylemlerle sabote edildiğini unutmamalıyız... Bu tür provokasyonların bu süreçte de tekrarlanabileceğini ve mesela Paris'teki cinayetleri de akıldan çıkartmamalıyız.
Gerçi toplum olarak kimin elinin kimin cebinde olduğunu yaşadığımız sayısız kriz sonunda artık anlayacak ergenliğe erişmiş olmamız gerekiyor. Ama yine de, saf ve bakir delikanlı konumuna bir kez daha düşmemiz ve karanlık oyunların yeni aktörleri tarafından iğfal edilmemiz ihtimali, her zaman vardır. "Osmanlı'da oyun bitmez" özdeyişini hiç unutmayalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.