YAZARA MAİL GÖNDER Suriye ile yapışık olduğumuzu yine hatırladık...

YAZARLAR

Her gün insanların insafsızca katledildikleri Suriye'deki trajediyi bu ülkede yaşananlar bizim dışımızdaki uzak bir coğrafyada oluyormuş gibi haberlerden izlerken, Reyhanlı'daki patlamalarla bu ülke ile yapışık bulunduğumuzu görmenin şokunu da yaşamaktayız.
Ne takvimleri geriye almak ve ne de "Keşke krizin başında Beşar Esad halkın sesine kulak verseydi" demek mümkün.
Ya da "Sınırlarımızı Suriyeli mültecilere açmasaydık bunlar olmazdı" benzeri bir yaklaşımı seslendirmek, ne insanlığa yakışır ne de gerçeklerle uyuşur.
Şimdi cevabı aranan güncel soru "Reyhanlı'dan sonra Türkiye ne yapmalıdır" şeklindedir.
- Reyhanlı'daki patlamaların Suriye istihbarat örgütü Muhaberat ile doğrudan bağlantısı saptanırsa Türkiye bunu bir "Savaş Sebebi" olarak görecek midir?
- Veya bu eylemlerin nedeni Türk kamuoyunu Suriyeli mültecilere karşı kışkırtmak ise, bundan sonra sınırlar Suriye'den Türkiye'ye sığınacaklara kapalı mı olacaktır?

Tarih ve coğrafya

Bu iki soruya da hemen "Evet" demek mümkün değil.
Tarih, coğrafya ve sosyoloji bizi Suriye ile yapışık yaşamaya mahkûm etmiş olsa da, Suriye krizi sadece Türkiye'nin sorunu değildir. Bu kriz global ölçekte ve sayısız denge hesaplarının devrede olduğu bir sorundur.
Ortadoğu'daki çıkarlara dönük Amerikan-Rus pazarlıklarının, Şii inancının bölgesel siyasette tedavüle sokulduğu mezhep hesaplaşmalarının, İsrail'in kendince varlık mücadelesine gerekçe kıldığı güç gösterilerinin sahnesidir bu coğrafya...
Suriye'deki ölçekte olmasa bile benzer yansımalarla Irak'ta da bir kriz yaşanmakta. Irak'tan da her gün patlayan bombaların ve kaybedilen canların haberleri gelmekte...

Bundan sonrası önemli

Türkiye olarak bize tarih ve coğrafyadan "Sorun" biçiminde miras kalan gerçeklerimizi "Barış Açılımı"nda olduğu gibi kalıcı ve demokratik yollardan çözüme kavuşturmaya çalışırken, Suriye Krizi'ne de doğrudan ve askeri bir müdahale ile herhalde karışmayı düşünmeyiz.
Suriye Krizi'nin çözümü genel olarak Birleşmiş Milletler'e ve özellikle de Amerika ile Rusya'nın uzlaşmalarına bağlıdır.
Bizim önceliğimiz ise Reyhanlı'daki eylemlere benzer girişimlerle, Türkiye'nin siyasal istikrarına yönelik sabotajların ve tahriklerin tekrarının önlenmesidir. Bu tür sabotajların ve tahriklerin "Barış Süreci"ni olumsuz etkilememesi ise, hayati bir önceliktir.
Kısacası Ortadoğulu olmak kolay değildir. Siyasi kaderinizi bu coğrafyadan farklı kılsanız da, tarihi ve coğrafyayı değiştiremezsiniz ki!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.