YAZARA MAİL GÖNDER Bir sabah bakacaksın ki bir tanem, ben yokum...

YAZARLAR

Bir genç kız evlenmek üzere olduğu genç adamın ileride Ortadoğu coğrafyasında siyasete gireceğini bilebilseydi, acaba nikâh masasında hiç düşünmeden "Evet" diye bağırır mıydı?
Süleyman Demirel'in 65 yıllık hayat arkadaşı Nazmiye Demirel'in vefat ettiğini duyunca, Celal Bayar'ın eşi Reşide Bayar'ın vefatını düşündüm.
27 Mayıs darbesini Çankaya'da "Devrik Cumhurbaşkanı'nın eşi" konumunda karşıladı.
Görevi Cumhurbaşkanı'nı korumak olan Muhafız Alayı Celal Bayar'ı zor kullanarak Harbiye'ye götürdü. Reşide Bayar da kızı ve torunları ile birlikte Çeşme'deki köşke kapatıldı.
Reşide Bayar 1887'de Bursa'da doğmuş, 1903'te, 16 yaşındayken Celal Bayar'la evlenmişti. Refii (1904-1941), Turgut (1911-1983) ve Nilüfer (1921) adlı üç çocukları olmuştu.

Büyük serüven

Reşide Bayar, 24 Aralık 1962 gecesi Kayseri hapishanesinde yatan eşi Celal Bayar'la görüşmek üzere yola çıktığı Ankara Ekspresi'ndeki yataklı vagonda, 77 yaşındayken kalp krizi geçirerek vefat etti.
Eşinin Galip Hoca'lıktan Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığı'na ve darbeyle devrilmesine uzanan siyasi serüvenini, oğlunun intiharını, Cumhurbaşkanlığı köşkünde darbeye hedef olmalarını, arkadaşları Başbakan Adnan Menderes'in idamını taşıyan belleği, o gece kapanacaktı.
Eşlerini kaybeden siyasetçiler şanslı iseler, kızları vardır. Bayar'ların kızları Nilüfer Gürsoy, annesinden sonra 24 yıl daha yaşayan babası Celal Bayar'ın hayata gözlerini yumduğu güne kadar, ona Çiftehavuzlar'daki köşkte, annesininkini aratmayan bir özenle baktı.
Isparta'nın İslamköy'lüsü 1927 doğumlu Nazmiye (Şener) Demirel de, 1948'de 21 yaşındayken evlendikten sonra eşi Süleyman Demirel'in siyasal serüvenini, tıpkı Reşide Bayar gibi iyi ve kötü günleri kişiliğini hiç değiştirmeden paylaştı.

Sadece siyaset

Başbakanlık da, Cumhurbaşkanlığı da, darbelerle devrilmek de onun belleğinin bilgileri arasındaydı.
Güniz Sokak'taki evi, eşi için bir huzur mekânı yapmayı başarmıştı.
12 Eylül askeri müdahalesi ertesinde bir akşam birlikte yemek yiyorduk.
Süleyman Demirel'e
"Siyasete bir solukluk ara verseniz. Nazmiye Hanımefendi'nin elini tutup, bir Avrupa gezisine çıksanız, Paris'in, Londra'nın caddelerinde yürüseniz iyi olmaz mıydı" dedim.
Nazmiye Demirel bir kahkaha attı.
- Demirel'in siyaset dışında başka bir şey yapması mümkün değil ki. Evde atan sigortayı bile değiştirmez, dedi.
Süleyman Demirel'e başsağlığı diliyor, acısını paylaşıyorum.

Bir sabah bakacaksın ki...

Ben onun yerinde olsam Selahattin İçli'nin Kürdilihicazkâr'dan bestelediği Hücevre Aksavrın şiirinin şarkısını, İnci Çayırlı'dan veya Serap Mutlu Akbulut'tan dinlerdim...
"Bir sabah, bakacaksın ki bir tanem,/ Ben yokum./ Dünyayı sana bırakıyorum./ Söz aldım saatlerden,/ Sana koşacaklar./ Söz aldım gecelerden,/ Seni uyutacaklar,/ Şarkılardan söz aldım,/ Hatırlatacaklar.../ Gözlerimdeki son yağmurlar pencerende,/ Beni anlatır sana bir bir ileride./ Buğday misali düştüğüm yerde, çaresiz/ Kim bilir nerelerde?/ Bir sabah bakacaksın ki bir tanem,/ Ben yokum./ Dünyayı sana bırakıyorum..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.