YAZARA MAİL GÖNDER "Durdurun dünyayı inecek var" diyebilir miyiz?

YAZARLAR

Çağdaş uygarlığı, Bilişim Çağı'nın gençlerini,
"Millenium Kuşağı"nı tanımak için taa California'ya ve Silikon Vadisi'ne gidenlerin, sonra dönüp Türk gençlerine "Sokak eylemlerinde çağı yakalayın" diye öğüt vermelerini yadırgamıyor musunuz?
Yakın geçmişlerde sokaklara dökülüp hem ülkenin, hem demokrasinin, hem de kendilerinin hayatını karartan kuşakların mensuplarının, yeni gençlere aldıkları acı dersleri aktaracak yerde, onları sokak eylemlerine teşvik etmeleri sizi şaşırtmıyor mu?
"Geri zekâlılık" ile "Bağnazlık" arasında çok ince bir çizginin bulunduğunu acaba ne zaman fark edeceğiz?
Yaşadığınız ve geleceğinizin güvencesi olan "Ülkeniz"in istikrarını, gelişmesini ve barışını savunmak, ille de "İktidar"dan yana olmak mıdır?

Sonsuz iktidar var mı?
Başarısız olan, halka hizmet edemeyen, vizyonsuz ve misyonsuz siyasi partilerin seçim sandıklarından zaferle çıkmaları mümkün müdür?
Ya da çoğulcu demokrasilerde sonsuza kadar iktidarda kalmış olan bir parti var mıdır? Demokrasinin en büyük nimeti "Değişim"in önünü açık tutması değil midir?
Kısacası her kafadan bir sesin çıktığı ve "Çevre"nin gürültü ve şiddetle kirletildiği bu ortamda zaman zaman "Durdurun dünyayı, inecek" var demek gerekiyor. Eğer bunu yapabilirseniz aklınızın evreninde yaşanılanları ön yargısız ve saplantısız değerlendirebilirsiniz.
Şöyle bir düşünün...

Çoğunluğun hakkı
En küçük azınlık olan "Birey"in temel hak ve özgürlüklerinin kutsanmadığı bir ülkede, tabii ki "Azınlık hakları"ndan, hukukun üstünlüğünden falan söz edilemez.
Ama aynı şekilde çoğunlukların iktidarı belirlemeye haklarının olmadığını savunmak da, ne demokrasinin, ne de çoğulculuğun tanımına sığar.
Bu kendilerini imtiyazlı ve toplumun çoğunluğunu aşağı gören oligarşilere özgü bir yaklaşımdır.
Sivil itaatsizlik ve kitlesel tepki de demokratik katılımın öğeleridir.
Ama bir ülkede devlet ve kanunlar varsa, "Katılım" ile "Şiddet" aynı konumda kabul edilemez.
Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar gibi kriz coğrafyalarının kesiştiği bir yerde çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiyi yaşatmak başarısına sahip bir toplumuz.

Yazık etmeyelim
Son dönemde kendi tarihimizle yüzleşmek gibi bir cesareti de gösterebildik. Resmi ideolojinin ezberlerini bozuyoruz.
Bu süreci sokak eylemleri ile kesintiye uğratmayalım.
Yazalım, çizelim, konuşalım, eleştirelim ve mitingler yapalım...
Tüm farklı düşünceler özgürce seslendirilsin.
Ama aynı şekilde geçmişte sokak eylemleri ile şiddeti siyasetin aracı olarak gören kuşaklarla birlikte ülkenin, demokrasinin, istikrarın ve gelişmenin kurban edildiklerini unutmayalım.
Şu demokrasinin ve barışın kıymetini bilelim artık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.