YAZARA MAİL GÖNDER Nasreddin Hoca Akşehirli mi New Yorklu muydu?

YAZARLAR

Nasreddin Hoca Akşehirli değil de New Yorklu muydu acaba?
Başkan Obama Mısır'daki "Darbe"ye "Bu bir darbedir" diyemedi ya...
Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney Başkan Obama'nın kelime seçmekteki mahcubiyetini şöyle açıklamış:
- Bu karmaşık bir durum ve böyle bir karara varmada gereksiz şekilde çabucak hareket etmek çıkarlarımıza uygun değil.
Çünkü hedefimiz konusunda dikkatli olmaya ihtiyacımız var.
Nasreddin Hoca'nın da kelime seçmek konusunda böyle kararsızlıkları yok mudur?
Mesela Arapça bilgisi ile övünen Hoca'ya "Arapça'da koyuna ne derler" diye sormuşlar... Hoca hemen "Haruf" derler demiş. "Peki hocam, Araplar kuzuya ne derler" diye sorulunca da şöyle bir düşünmüş, sorulan kelimeyi hatırlayamamış...
- Kuzuya bir şey demezler.
Büyümesini beklerler ve büyüyünce de ona haruf derler,
diye cevap vermiş.

Sünnet ve farz...

Acaba Beyaz Saray darbeye "Darbe" demeyerek, Mısır'da kan dökülmesini mi önlemeye çalışıyor.
Acaba bunda da Nasreddin Hoca etkisi mi var?
Bilirsiniz fıkrayı... Nasreddin Hoca'nın evine konuk gelen üç molla, sofradaki yemekleri silip süpürdükten sonra "Sünnettir" diyerek sahanlardaki artık yemek kalıntılarını ekmekle sıyırıp yutmuşlar.
Bu sırada Hoca'nın oğlu girmiş odaya. Mollalar çocuğun adını sormuşlar.
Hoca oğlunun adının "Farz" olduğunu söylemiş. Mollalar "Hiç böyle isim duymadık" diye tepki gösterince Hoca gülmüş,
- Bizim oğlanın adını sünnet koysaydım, herhalde onu da yiyip bitirirdiniz, demiş.

Ciddi zırvalıklar

Aslında siyaset adına sahnelenen zırvalıkları ciddiye alıp "Obama darbeye darbe demeyerek ince diplomasi yapıyor" benzeri yorumlar yapmak da mümkün. Hatta darbeci Sisi'nin döktüğü kanları görmezden de gelebilirsiniz.
Beyaz Saray sözcüsü "Darbeye darbe demek kararının getireceği önemli sonuçları görmezden gelemeyiz" diye yaklaşmamış mı bu duruma?..
Nasreddin Hoca etkisi Amerikan siyasetinde kendini gösterirken, nedense bizim siyaset dünyamızda daha çok Temel etkisi hissediliyor.
Belki fıkrayı duymuşsunuzdur...
İstanbul'a gelen Temel işsiz ve parasız kalınca, daha önce İstanbul'a gelip yerleşmiş bir hemşerisinden yardım istemiş. Adam ona hemen yol göstermiş,
- Gülhane Parkı'ndaki hayvanat bahçesinde bir ayıya ihtiyaç var. Ayı postuna girip, ziyarete gelenleri gerçek ayı olduğuna inandırırsan, çok iyi ücret alırsın, demiş.
Temel ayı postunu giyip, vahşi hayvanların olduğu kafese girmiş.
Tam el kol sallayıp ziyaretçileri eğlendirecekken, arkasında bir ses duymuş.
Dönüp bakınca ensesinde bir aslanın durduğunu görüp, feryat etmeye başlamış.

Aslan gelince...

O anda aslan eğilmiş, Temel'in kulağına "Sus Temel, beni tanımadın mı, ben Rıza'yım" diye fısıldamış.
Her akşam eylem koymayı eğlence haline getiren Gezi direnişçileri, aralarındaki "Demokrasi kuzusu" postuna bürünmüş kurtların kimler tarafından kullanıldığını bilseler, herhalde onlar da Temel gibi feryat ederdi...
İlk defa uçağa binen Temel yanındaki koltuk komşusuna "Gerçekten insanlar uçaktan bakınca Karınca gibi görünüyorlarmış" deyince adam gülmüş ve "Uçak daha kalkmadı, yerde gördüklerin insan değil karınca" diye cevap vermiş ya.
Bizimkiler de "Devlet"i sadece TOMA ve su olarak görmüyorlar mı şu anda?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.