YAZARA MAİL GÖNDER Bestekârların siyasi eğilimlerini merak eder misiniz?

YAZARLAR

Belgesel romanlar yazarı Irwing Wallace, romanları için topladığı belgeleri ve bilgileri "People's Almanac" diye isimlendirdiği ansiklopedilerde toplamıştı. Bu ansiklopedilerde ünlü okurlarının düşüncelerini ve eğilimlerini anlamak için sorduğu çeşitli konulardaki soruların cevapları da vardı.
Wallace'ın en ilgi çekici sorularından biri şöyleydi:
- Geçmişte yaşamış ve bugün yaşayan isimleri bir yemek masası etrafında toplamanız mümkün olabilseydi, 12 kişiden oluşacak bu sofraya kimleri davet ederdiniz?
Bu soruya cevap verenlerin genellikle düşünceleri birbirine zıt isimleri aynı masa etrafında toplamayı hayal ettikleri ortaya çıkıyordu.
Örneğin kapitalizmin kuramcısı Adam Smith'le komünizmin kurucusu Karl Marx'ın, Hitler'le Churchill'in, Stalin'le Başkan Truman'ın, Mao ile Milliyetçi Çin'in lideri Çan Kay Şek'in karşı karşıya aynı masada oturmaları ve tartışmaları, insanların hayal ettikleri tablolar arasındaydı.

12 kişilik bir masa
Çarşamba akşamı Canan Barlas "A Haber"deki siyasi tartışma programını Kurban Bayramı dolayısıyla, Türk müziğine ayırmıştı. Melihat ve Necip Gülses'ler ile Bekir Ünlüataer konuklarıydı. Sololar ve düetlerden oluşan harika bir konser izledik bu programda.
Bu programda Canan Barlas değerli bestekâr Necip Gülses'e Irwing Wallace'dan esinlenen şu soruyu yöneltti:
- Eğer mümkün olsaydı geçmişte yaşamış ve bugün yaşayan bestekârların arasından hangi on ikisini aynı masa etrafında bulunmaları için davet ederdiniz?
Necip Gülses, Abdülkadir Meragi'den başlayan, Hafız Post'un, Itri'nin, Hamamizade İsmail Dede'nin, Zekai Dede'nin, Hacı Arif Bey'in, Zaharya'nın, Nikoğos Ağa'nın, da aralarında bulunduğu, Selahattin Pınar'a, Sadettin Kaynak'a, Zeki Arif Ataergin'e, Refik Fersan'a, Münir Nurettin Selçuk'a, Neveser Kökdeş'e, Avni Anıl'a, Yusuf Nalkesen'e, Alaeddin Yavaşça'ya uzanan isimleri saymaya başladı...

Bu isimler unutulur mu?

Bu isimler sıralanırken zihnimde onların bestelerinin nağmeleri dolaşmaktaydı...
Ben de bu sofranın konuklarının sayısını sınırlamadan, davet edilmesi mutlaka gereken isimleri aklımdan geçirmeye başladım.
Tabii Mustafa Efendi, 3'üncü Selim, Ali Ufki, Hacı Faik Bey, Şevki Bey, Rahmi Bey, Küçük Mehmet Ağa, İsak Varon, Lemi Atlı, Osman Nihat Akın, Yesari Asım Ersoy, Bimen Şen, Rakım Elkutlu, Tatyos, Nasibin Mehmet Yürür, Leyla Saz, Artaki Candan, Şükrü Tunar, Aleko ve Yorgo Bacanos'lar, Arif Sami Toker, Kemani Serkis Efendi, Tanburi Ali, Selahattin İçli, Kemençeci Nikolaki, Mısırlı İbrahim, Suphi Ziya Özbekkan, Muallim İsmail Hakkı, Faiz Kapancı, Fehmi Tokay, Muzaffer İlkar, Cevdet Çağla, Dramalı Hasan, Şekerci Cemil Bey, Selanikli Ahmet, Ercüment Berker, Sadi Hoşses, Erol Sayan, Amir Ateş, Zeynettin Maraş...

Siyaseti rafa kaldırın

Bu liste uzayıp gidiyordu.
Kültürümüzün notalar üzerinde oluşmasını sağlayan, kederlerimize ve neşelerimize besteleri şarkıları ile ortak olan bu isimleri bir masa etrafında toplamak mümkün olsaydı ve onlara borçlu olduğumuz teşekkürü seslendirebilseydik...
Bu liste bizi ayıran değil birleştiren şeylerin daha çok olduğunu göstermiyor mu?
Hiç olmazsa bayramın bu son gününde siyasetin kavgalarını zihninizden çıkartıp, onların yerine şarkıları, besteleri, türküleri koymayı deneyin. Bestekârların siyasi eğilimlerini hiç merak etmediğinizi göreceksiniz... Tanburi Cemil'in Şedaraban Saz Semaisi'ni dinlerken, zaman ve mekân bile buharlaşmıyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.