YAZARA MAİL GÖNDER Asker sayısı çok, füze savunma sistemi ise yok

YAZARLAR

Gelişmenin de demokrasinin de itici gücü bir noktaya kadar serbest ve haklı "Rekabet"tir... Ancak bir noktadan sonra yapıcı "İşbirliği" ve akılcı "Uzlaşma"lar devre dışı bırakılırsa, rekabet gelişmeyi engelleyebilir.
Türkiye olarak Soğuk Savaş döneminde bize sunulan uluslararası kurulu düzenin, özellikle silah alımlarında "Rekabet"i devre dışı bıraktığının farkına vardık. Bunun en çarpıcı sonucu da savunma sistemimizin Çin yapımı füze sistemleri ile donatılmasına dayanabilecek uluslararası ihalenin sonucu olmadı mı?
Madem NATO'nun üyesiydik, o zaman çeşitli ülkelerden gelen rakip firmaların sundukları imkânlar ve fiyatlar ne olursa olsun, füze sistemleri seçilirken bunların özellikle Amerikan yapımı olmaları adeta öncelikli ve tartışmasız bir koşuldu.
Sonuçta Çin ihaleyi kazandı ve ertesinde Türkiye ile ABD arasında ciddi bir gerginlik doğdu.

Çin neden kazandı?
Bu ihale dolayısıyla her alandaki rekabetin önemini ve değerini herkesin anlamış olması gerekiyor. Çünkü Çin bu ihalede hem daha ucuz fiyat vererek, hem de bu sistemin yapımında Türkiye'de de işgücüne katkıda bulunulacağının güvencesini vererek birinci gelmiştir.
Eğer gerçekten Türkiye ile Amerika stratejik müttefikler ise bu noktada NATO'nun entegre savunma sistemini gözeten yapıcı "İşbirliği"nin ve akılcı "Uzlaşma"ların devreye girmesi gerekiyor.
Geçen hafta görüşlerini dinlemek imkânına kavuştuğum üst düzey ABD'li yetkililer, füze sistemi ihalesine katılan Amerikalıların özellikle "Türkiye'de işgücüne katkıda bulunmak" öğesini görmezden geldiklerini vurgulamaktaydılar. Bunun yanında Çinlilerin sundukları mali kolaylıklardan ve vaatlerden bazılarının da, gerçek olmadığını iddia etmekteydiler.
Bütün bunları dinlerken 1952'den beri NATO üyesi olan ve ABD'nin stratejik ittifak ortağı kabul edilen Türkiye'nin savunmasının, askeri ve teknolojik açıdan hâlâ neden "2'nci sınıf" konumda tutulduğunu düşündüm.

Patriotlar neden bizde yok?
Bunun en somut kanıtı, ne zaman güney komşularımızda bir kriz olsa, Patriot füzelerinin ya Hollanda'dan ya da Almanya'dan bunları kullanabilecek yetişmiş personelle Türkiye'ye getirilmeleri değil mi? Bunu Körfez Savaşı'nda da, Suriye'deki mevcut iç savaşta da görmedik mi?
Füze sistemleri İsrail'de de, Suriye'de de var, ama NATO üyesi Türkiye'de yok. Çünkü bunlar pahalı sistemler...
Demek ki NATO üyesi olmanız falan durumu değiştirmiyor. Size ne veriliyorsa, mali imkânlarınız ölçüsünde onu alabiliyorsunuz.
Savunma sisteminizi de, ucuz ve amatör insan gücüne dayalı zorunlu askerlik üzerine kurulu modelde sürdürüp gidiyorsunuz. Bütçenizde Savunma'ya ayrılmış ödenekler teknolojik modernleşmeye değil, ancak maaşlara, iaşe ve barınmaya yetebiliyor.

Savunma reformu şart
Dilerim Çin füzeleri dolayısıyla Türkiye ile ABD arasındaki gerginlik, ciddi bir krize dönüşmez. Bu gerginlik, bizim ucuz silahlarla ucuz işgücüne dayalı savunma modelini artık değiştirmemiz gereğini ve profesyonel orduya geçişi falan bir kez daha hatırlatır.
Bir yanda yüzbinlerce gencin "Asker kaçağı" konumunda bulunmaları, diğer yanda da sınır savunmamızın Alman Patriotlarının profesyonel askerlerine teslim edilmeleri, çağdaş akla sığıyor mu? Asker sayısı çok olan ama füze savunma sistemi olmayan bir savunma modeli ne kadar sürdürülebilir ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.