YAZARA MAİL GÖNDER Abesle iştigal etmek bizim genlerimizde mi var?

YAZARLAR

Yersiz, yararsız, içi boş ve anlamsız şeylere kafayı takıp, bunları tartışarak yaşamını geçirenlere "Abesle iştigal ediyorsun" denilir ya...
Eğer konuştuğunuz dilin özüne inmeye ilgi duyuyorsanız sözlüğü açarsınız ve "Abes" kelimesinin kökenini anlamak istersiniz. Osmanlıca sözlüklere göre Arapçadan (Abe) türemiş "Abes" kelimesi "Davarın kuyruğunda kuruyup kalan dışkı ve ters" anlamına geliyormuş. Günümüz Türkçesinde ise "saçma, absürt, gereksiz, yersiz, lüzumsuz" gibi anlamlar taşıyor "Abes" kelimesi.
Kendi yaşamınızı bir gözden geçirmeyi deneyin.
Geçmiş yıllarda ne kadar çok zamanınızı abesle iştigal ederek geçirdiğinizi anlamaya çalışırsanız, herhalde üzülürsünüz. Kim bilir kaç tane sevdiğiniz, beğendiğiniz, güvendiğiniz insanı "Kaşının üstünde gözün var" mantığıyla harcayıp, kaybettiniz.
Aslında abesle iştigal etmek, bizim toplumsal genlerimizdeki bir alışkanlık değil mi?

Abesle iştigal ettiler
Özal'ın "Turizm hamlesi" ile Akdeniz sahilleri turizme açılırken, ilk büyük tatil köyünün açılışına davet edilmiştik. Bu tesis açılmadan aylar önce, yöredeki köylerden alınan personele yoğun servis eğitimi verilmiş.
O gün törenlerle tesis hizmete girdi.
Tören ertesinde yoğun eğitimle turizmin o yöredeki ilk hizmetlileri olan personelin yanına gittim. Neler konuştuklarını, servis sektöründeki ilk günkü deneyimlerini nasıl değerlendirdiklerini merak ediyordum.
Aralarında şunları konuşuyorlardı:
- Kaymakam törende niye valinin yanında durmadı?
- Başbakan tesisin Alman müdürüyle hangi dilde konuştu?
- Bizim muhtar törene davetli değil miydi?
Bu personelden hiçbiri "Serviste neler aksadı" veya "Davetliler ikram edilen yemekleri beğendi mi" benzeri konuları konuşmak gereğini duymadı.

Kuşak değişimi
Davarın besili ve sağlıklı olmasından çok kuyruğuna yapışan dışkıyı tartışmayı daha ilgi çekici buluyorlardı. "Demek ki eski köylülerin servisin mükemmeliyeti konusunu tartışmaları için, bir kuşak sonrasını beklemek gerekiyor" diye düşünmüştüm.
Türk turizmindeki personele dönük bu kuşak değişimi günümüzde gerçekleşti. Acaba aynı değişimi demokratik siyasette de yaşadık mı?
"Siyaset ediyoruz" zannederek hâlâ ne kadar çok abesle iştigal ettiğimizi bir düşünün...
Örneğin bu topraklarda kan dökülmesine son vermeyi hedefleyen bir "Barış Açılımı" olayı var... Ama şu anda kadın milletvekillerinin TBMM'ye pantolonla mı yoksa etekle mi gelmelerinin daha doğru olacağı sorunsalı, siyaset ehlinin daha çok ilgisini çekmiyor mu?

Kasetli tanıtım
Ya da Diyarbakır'da Başbakan'la Mesud Barzani'nin buluşmalarının ve İbrahim Tatlıses'le Şivan Perver'in düet yapmalarının anlamını değerlendirmek yerine, "Ya PKK buna öfkelenirse" sorusuna takılanların çıkarttıkları gürültü (veya tahrikleri) abes değil mi?
Sosyalist Enternasyonal'e Türk demokrasisini "Gezi Parkı kalkışması"nın videosu ile tanıtanlar, keşke CHP'de lider değişimi sürecini de Gezi kalkışması kadar ayıplı olan diğer kasetle anlatsalardı... Böylece davarın kuyruğuna yapışmış pislikler üzerinde daha seçkin çeşitlemeler yapılabilirdi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.