Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Batı Avrupa medyasından bir meslektaşım, Türk siyasetinin bugünü hakkında sorular sordu bana... Çok kısa özetleyeyim karşılıklı konuşmamızı.
- Müthiş gergin bir ortam ve kamplaşmalı bir görüntü var Türk siyasetinde... Bu kavga görüntüsünün temelinde ne var?
- Aslında bu görüntü tabanda değil, tepede... Toplum yakın tarihin en istikrarlı ortamını yaşıyor. Büyük çoğunluk ülkenin yarınına güven duyduğunu her fırsatta ve özellikle seçim sandıklarında seslendirmekte...
- Tepede olduğunu iddia ettiğiniz gerginliğin ve kamplaşmanın sebebi ne?
- Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasilerde siyasetin nihai yönünü ve anlaşmazlıkların çözümünü, seçmenler belirler. 10 yıldır seçmen AK Parti iktidarından yana ağılık koyuyor. Bu tablonun önümüzdeki seçimlerde de süreceğini anketlerden anlıyoruz. Kısacası bir partiyi seçimle iktidardan uzaklaştırmak imkânsız hale gelince, bu partinin iktidarından mutsuz olanlar, seçim dışı yollar aramaya başlarlar. Tepedeki kavganın özünde bu gerçek var.

Demokratik muhalefet
- Seçim dışı yollar dediğiniz şey, demokratik muhalefet yöntemlerinden çok mu farklı?

- Bazıları öyle... Sokak eylemlerinden medet ummak da var bu yöntemler arasında. AK Parti'yi bölmek için haber üretmek, her icraata karşı çıkmak, Marmaray gibi bir büyük projeyi bile protesto etmek. Bazı örnekler. Ya da Türk- Kürt barışını ve birlikteliğini kalıcı hale getirecek "Barış Açılımı"nı sabote etmeye çalışmak da gündemde.
- Bir ülkede bir parti ve bir siyasi lider 10 yıl iktidarda kalırsa, toplumdaki bazı kesimlerin değişim istemeleri doğal değil mi?
- Tabii ki değişim demokrasinin en büyük nimeti... Ama mesela İngiltere'de Thatcher'in Muhafazakâr Partisi veya Blair'in İşçi Partisi de uzun yıllar iktidar oldu. Ama muhalefet onları değiştirmek için seçimleri bekledi ve seçim kazanmak için çalıştı. Sokağa veya İngiltere'de her şeyin kötü gitmesine bel bağlanmadı. Kısacası "Sadık muhalefet" denildiği zaman "Ülkeye sadakat" anlaşılıyor.

Papandreu'nun gösterisi
Bu Batı Avrupalı meslektaşımla sohbetimiz bu minvalde sürdü gitti.
Daha önce de defalarca Türkiye'ye geldiği için gelişimin ve değişimin farkındaydı. Her alanda alt ve üst yapının yenilendiğini, askeri demokrasinin sona erdiğini, Güneydoğu'dan terör kaynaklı ölüm haberlerinin gelmediğinin farkındaydı.
Daha önce Yunanistan'a uğradığı için ben ona sordum:
- Sosyalist Enternasyonal toplantısı için CHP'nin davetlisi olarak İstanbul'a gelen Papandreu Gezi Parkı'na götürüldü ve orada bir fidan dikti... Siz Yunan siyasetini yakından izlediniz. Acaba Papandreu bugün Atina'nın Sindagma Meydanı'na gidip, oradaki kalkışmaların anısına bir fidan dikmeye kalksa, Yunan halkının tepkisi ne olurdu?
Batılı meslektaşım bu sorumu gülerek karşıladı ve şöyle dedi:
- Yunanistan'ın iflasının sorumlularından biri olarak gösterilen bir siyasetçinin Türkiye'de böyle bir protesto gösterisine alet edilmesi, herhalde iyi komşuluğun abartılı bir yansımasıdır. Papandreu, Yunanistan ekonomisinin bugünkü Türk ekonomisi gibi sağlıklı olması için neler vermezdi ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER