YAZARA MAİL GÖNDER Rekabet etmek yerine nefret etmek alternatif midir?

YAZARLAR

Yakın coğrafyamızdaki ülkelerden gelen haberleri izlerken önce rakamların ardından da "Öldü" kelimesinin geldiğine dikkat etmiyor musunuz?
- Suriye'deki çatışmalarda bugün 114 kişi öldü...
- Irak'ta pazar yerinde patlayan bomba ile 45 kişi öldü...
- Mısır'daki gösterilere polisin müdahalesi sonunda 7 kişi öldü...
Bu tür ölümlü haberlere her gün kaynak olan Afganistan, Pakistan, Yemen, Lübnan gibi ülkelerde yaşayan insanların nasıl bir güvensizlik duygusu içinde yaşadıklarını tahmin etmek zor değildir.
Ama yakın zamana kadar Türkiye'nin de ölümlü haberlere kaynak olan ülkeler arasında bulunduğunu pek hatırlayanımız yok galiba... "Barış Açılımı" ile Güneydoğumuzda silahın yerini siyasete ve cinayetin yerini ecele bırakmış olmasına hemen alıştık...

Rekabet mi nefret mi?

Ne var ki bu coğrafyadaki siyasetin tek hastalığı "Şiddet" değildir. Şiddetin itici gücü "Nefret"tir. Siyaseti bir rekabet değil bir nefret mesleği olarak görenlerin bolca var olduğu bir coğrafyada yaşamaktayız.
Türkiye çoğulcu ve özgürlükçü demokrasiyi bir hayat tarzı olarak seçerken, hepimiz toplumsal genlerimizdeki siyasal bilginin "Nefret"ten "Rekabet"e dönüşeceği ümidini taşıyorduk. Ama bu ümit pek gerçekleşmedi.
Seçilmiş bir iktidarın ilerideki bir seçim ile yerini muhalefete bırakması... Farklı düşünenlerin kendileri gibi düşünmeyenlerin varlıklarına tahammül etmeleri... Çoğulcu demokraside muhalefet partileri gibi iktidar partisinin desteklenmesinin de doğal kabul edilmesi...
Evet... Silah yerini siyasete bırakmışa benziyor. Ama "Nefret" yerini henüz "Rekabet"e ve "Hoşgörü"ye bırakmadı.

Bu mizah mı?

Kendilerini mizah dergisi olarak sunan yayın organlarının güldürücü ve eleştirici olmak yerine, kırıcı ve incitici olmayı seçen, nefreti karikatürleştiren kapaklarına bakın...
Siyasi yorum yaptıklarını düşünerek gazetelerde köşe yazanların, kendilerinden farklı düşünenler için neler söylediklerine bakın... Her gün masalarının başına "Benden farklı düşünenleri nasıl çıldırtırım, nasıl aşağılarım" arayışı ile oturan düşünce odaklarının ürünlerini, ertesi gün gazete köşelerinde bulmuyor muyuz?
İktidar olmayı da iktidardan gitmeyi de ölüm-kalım meselesi olarak sunanların öğretileri, bitmez tükenmez gerginliklerimizin ana yakıtı değil mi?

Çabuk unutuyoruz

Hangi coğrafyada yaşadığımızı, siyasal genlerimizdeki vahşi bilgileri, bu coğrafyada "Siyaset meydanı" denildiği zaman bundan "İdam sehpası"nın anlaşıldığını nedense pek düşünmüyoruz. Bu topraklarda yok olan ve yok edilen kitleleri, buharlaştırılan kültürleri hatırlayanımız çok az.
Geçmişte farklılıklara tahammül edemedik... Bugün de farklı düşünenlerle birlikte yaşamak zorunda olduğumuzu kabullenmek yerine, onlardan nefret etmeyi mi yeğ tutacağız sosyo-politik ilişkilerimizde?
Bu coğrafyanın ülkelerinden gelen ölüm haberleri, bizi hiç endişelendirmiyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.